Ben bilim adamıyım. Kadın olmak benim için bir deney

25 07 2010

Kadın kıyafetleri giymekten hoşlanıyorum” itirafından sonra karısı onu terk etmemiş. Ona yasak da koymamış. Yeni bir kız arkadaş kazandı diye sevinip durumun eğlenceli yanlarını görmeye çalışmış

İki hafta önce yaptığım, gündüzleri işinde erkek, geceleri evinde kadın kılığında dolaşmayı seven crossdresser (CD) Endam röportajından sonra pek çok CD’den e-posta aldım. Çoğu evli ve çocuklu olduğunu, fırsat buldukça evde kadın kıyafetleri giymekten çok hoşlandığını söylüyordu. Karıları da durumu biliyordu. Kabullenmişlerdi. Ancak hiçbiri söyleşiye yanaşmıyordu. Ta ki beni Merve arayana kadar. Merve’nin 15 yıldır evli olduğu, çocuklarının babası 60 yaşındaki
bilim adamı Bülent de bir CD’ydi. Yaprak bunu bile bile onunla evlenmişti. Bunun ağlanacak, sızlanacak bir şey olmadığını, aksine hayatına bir renk kattığını söylüyordu. Ve röportaj vermek istiyordu. Ben de bu hikayeyi dinlemek…
Ama önce bir şartı vardı, tanışıp biraz muhabbet etmek. Bir kafede buluştuk. 40’ında, iki üniversite bitirmiş, entelektüel, şehirli, sade giyinmiş hoş bir kadındı. Özel bir şirkette yöneticiydi. “Kocanızla da konuşsam. Hatta kadın kıyafetleriyle yan yana poz verseniz şahane olur” dediğimde şansını deneyeceğini biliyordum. Yanılmadım. Birkaç gün sonra aradı, randevu saatini ve yerini söyledi. Kocasını da ikna etmişti.
Röportaj günü kapıyı bana o açtı. Bu benim birkaç gün önce tanıştığım Merve olamazdı! Tanımakta zorlandım. Sarı peruk, kırmızı ruj, mini elbise ve apartman topuk ayakkabılarla ikinci kimliği Yaprak’tı şimdi.
Merve’nin (Yaprak) kocası Bülent de CD hali Ebru olarak duruyordu karşımda.
Sorularımı cevaplarken ve poz verirken
Merve (Yaprak) ve Bülent -CD adıyla Ebru- karı koca gibi değil, iki yakın kız arkadaş gibiydiler.
İki saatten fazla konuştuk. Ancak söylemeliyim, kimliklerini ele verecek bazı bilgileri değiştirdim. Gerçek isimlerini de. Ebru ve Yaprak ise onların gerçekten ikinci kimlikleri için seçtikleri isimlerdi, onlara dokunmadım. 
Bir kadının CD bir erkekle nasıl evli kaldığı, hatta ondan nasıl iki çocuk yaptığını aklınız almıyorsa belki bu röportaj onu anlamanızı sağlayabilir. 

Ebru: “Ben bilim adamıyım. Kadın olmak benim için bir deney”
Kadın kıyafetleri giymekten hoşlandığınızın farkına ne zaman vardınız?
Herhalde 9 yaşında falandım. Kız kardeşimin iç çamaşırlarını, elbiselerini giyiyordum gizli gizli. Özenme denen olay aile içinde başladı yani. Ben 1-2 yaşındayken annemin kucağından inmek zorunda kalmışım çünkü kız kardeşim doğmuş. Önceleri benim kurulduğum kucak onun olmuş. Ben de benden daha değerli biri diye kucağa çıkan kız kardeşime özenip giymişim onun kıyafetlerini. Bu psikologların kanaati. Ergenlikte diğer erkekler gibi kızlarla çıkmaya başladım ve Bülent olarak normal bir yaşamım oldu. Ancak Ebru hep gizli tarafım olarak kaldı. İlk kez üniversitede Ebru olarak dışarı çıkmaya başladım. O da sadece geceleri el ayak çekildikten sonra, yolda kimse rahatsız etmesin diye… 

Üniversiteden sonra ilk evliliğinizi yapmışsınız. İlk karınızın tepkisi ikincisinden farklıymış…
İlk eşimle bu sırrımı paylaştığımda “Ben bunu kabul edemem” cevabını aldım. 3-4 sene Ebru olarak dışarı çıkamayınca patladım sonunda. Eşim tatildeyken içimdeki baskıya daha fazla dayanamadım ve kadın kıyafetleriyle gezdim. Karım gelince anladı tabii. Kılları almışım, kaymak gibi olmuşum. Kıyameti kopardı. 

Evliliğinizin bitme nedeni bu muydu?
Hayır. Tarafların artık birbirlerine verecekleri bir şey kalmamıştı. İkimiz de birbirimizi tüketmiştik, tabii ilişkimizi de. Başkasıyla yeni bir ilişki her ikimize de yeni şeyler katacaktı. Ayrıldık ama hâlâ arkadaşız. 

CD olduğunuzu ilk öğrendiğinde ikinci karınız Merve (Yaprak) hanım beklediğiniz tepkiyi vermemiş. “Sana ayak uydururum” demiş. Şaşırtmadı mı sizi?
Şaşırttı. Garipsemesini, karşı çıkmasını beklerken tersi oldu. Daha eğlenceli, daha farklı, daha renkli bir kocası olduğunu düşündü. Yurtdışında da durum böyle. Profesörler, hakimler, doktorlar ve daha pek çok saygın meslek sahibi insan crossdresser olarak dışarı çıkıyor. Birçoğu evli. Ayrılıp kadın olarak yaşayan da var.

“Yaşlı teyze bana bakıp ‘Tövbe estağfurullah’ deyince ağrıma gitti”

Sizin böyle bir isteğiniz var mı?
Ben tercihimi şöyle açıklayayım… Ben bilim adamıyım, araştırmacıyım. Kadın olarak yaşamak benim için bir yaşam deneyi. İçimdeki kadını hissetmek, anlamak istiyorum. Duygusunu, tınısını, toplum içindeki durumunu, karşılaştığı sorunları yaşayarak gözlemlemek istiyorum. Bu cinsel bir olay değil, cinsiyet kimliği olayı. İki kimlik barındırıyorum içimde. Erkekliğimden de memnunum ayrıca. 

Ebru olarak geceleri dışarı çıktığınızda sizi travesti ya da transseksüel mi sanıyorlar?
60 yaşımdayım. Üniversitede okurken Ebru halimle dışarı çıktığımda o zaman Türkiye’de travesti ya da transseksüel diye bir olgu yoktu. Beni kadın sanırlardı. Şimdi durum değişti. Travesti ya da transseksüel olduğumu düşünen olabilir. Ama 60 küsur yaşındayım. Konduramayan çoktur. Geçenlerde caddede Ebru olarak vitrine bakarken bir yaşlı kadın yanıma gelip “Tövbe estağfurullah” dedi. Çok ağrıma gitti. O yaştaki bir insanı üzmüş olduğuma inanamadım. Bu yüzden kafeye ya da sinemaya gitmiyorum. İnsanlar benden rahatsız olmasın diye. Ebru’yken bir arkadaş çevrem olsa onların arasında daha az dikkat çekerim. Hem böylece kadınların hayatta karşılaştıklarını rahatça gözlemleyebilirim. 

“Ebru olarak maniküre gittim ama randevu alıp gelmemi istediler”

Siz kadın kıyafetleriyle gündüz de çıkıyorsunuz…
Evet, bakkala gidiyorum. Kuaföre maniküre de gittim. Ama diğer müşteriler rahatsız olur diye randevulu gelmemi istediler. Sokakta da geziyorum. Ben Ebru olarak çıktığımda sesimi değiştirmiyorum, sesim Bülent, dış görünüşüm Ebru. Bir dükkana girdiğimde bana “Abi” dediklerinde kızıyorum. “Oğlum abiye benzeyen bir halim mi var?” diye soruyorum. Ya hanımefendi ya abla demesi lazım.

Karınız, sizinle yaşamının bir zenginlik olduğunu göstermek için röportaj verdiğini söylüyor. Peki siz neden verdiniz bu röportajı?
Kadın ve erkek çağımızda giderek yabancılaşıyor, birbirinden uzaklaşıyor, rakip hatta hasım haline geliyor. Birbirine el uzatmıyor, sevgiden, kırılmaktan, ezilmekten, reddedilmekten, kaybetmekten korkuyor. Her şey korku üzerine kuruluyor, sevgi değil. Sevgiyi bilmeden, tatmadan, vermeden yaşıyor insan. Hep kalıplar içinde sıkışıp boğuluyor ilişkiler. Halbuki sevginin koşulu, kuralı, kalıbı, raconu yok… Yaşam kalıplara sığmayacak kadar değerli.
Erkek ile kadının arasında büyüyen uçurumu bir nebze olsun kapatabilmeye yardımcı olsun diye verdim bu röportajı. İki cinsin birlikte bir yaşam kurabilmeleri için en önemli şeyin karşılıklı anlayış, sevgi ve saygı olduğunu göstermek istedim. Bu üç temel direk varsa gerisi üstüne inşa edilir. Sonuçta yaşam birbirini anlamak demektir. 

“Ayakkabılarım karımınkilerden fazla, 40 çift kadın ayakkabım var”
Karınızın gardırobundan hiç kıyafet aşırdınız mı?
Bazen iç çamaşırlarını ödünç alıyorum. Onda görüp de çok beğendiğim bir elbisenin gidip farklı bedenini ya da rengini aldığım oluyor. Geçenlerde yeni aldığım ama üzerime olmayan sıfır kilometre elbiselerimi karıma verdim mesela. Onları giyince arkadaşları çok beğenmiş ve “Sen kiminle alışverişe çıkıp da bunları aldın Allah aşkına?” demiş. Karım işine uygun giyinir, ben ona neyin yakışacağını ondan daha iyi bilirim. Ona alışveriş yaparım. O da bana. Mağazaya girip beğendiklerimi seçiyorum. Deneme şansım olmadığı için ona denettiriyorum. Onun üzerinde görüp beğenirsem satın alıyorum. Ona satın aldığım ama sonra çok beğenip kendime de yakıştırdığım gece kıyafetlerine el koymuşluğum vardır. Ayakkabılarım karımdan fazla,  40 çift kadın ayakkabım var.

Yaprak: “Bülent kocam, Ebru kumam”
Niye beni aradınız? Kocanızın sırrını bunca yıldır kimseye anlatamamak mı tak etti canınıza?
Enteresan bir hikayem olduğunu biliyorum. Aslında ben bunun kitabını yazmak istiyordum. Ama internette gördüğüm “My Husband Betty / Kocam Betty” kitabı beni hayal kırıklığına uğrattı. Benimle aynı durumdaki bir kadın çoktan bunu kitaplaştırmıştı bile. Senin CD röportajını okuduktan sonra “Bizim de böyle bir hikayemiz var” demek istedim. Bunu ilk andan itibaren seve seve kabul ettiğimi, bunu bile bile evlendiğimi, CD olan bir adamdan çocuklarım olduğunu… Kadınlara, kocanızı yatak odanızda siyah dantelli külotla dolaşırken yakaladığınızda panik olmayın demek istedim. Bu dünyanın sonu değil. 

Bir kadın bunu nasıl kabul eder? “Çok âşık olmak” bir neden midir?
Onu sevdim, âşık oldum. Belki benim başıma gelmeden önce bizimkine benzer bir duruma “Tamam” diyen bir kız arkadaşıma “Ne manyak vah vah” tepkisi verebilirdim. Kendi başıma gelince “So what? / Ee ne olmuş?” dedim. Bülent benimle bunu ilk paylaştığı andan itibaren de bunun hayatıma çok büyük zenginlik katabileceğini düşündüm. Aynı evde kocam, kumam ve ben. Düşünsenize… Bülent kocam, Ebru kumam. Ebru en iyi kız arkadaşım hatta kız kardeşim gibi. Nesi kötü bunun?

“Çocuklar olmasa peruğu atıp gerçek adımı açıklardım”

İkisi aynı kişi ama!
Güzelliği de orada. Bülent ve Ebru benim için iki ayrı kimlik. İki ayrı kişi değil, kişilik hiç değil. Kişilik tek. Ben bunu bir kişilik bölünmesi gibi de görmüyorum. Bülent ve Ebru aynı kişi. Biri madalyonun bu yüzü diğeri de öteki yüzü. Ve ben her iki yüzü de seviyorum. Her ikisine de saygı duyuyorum. Her ikisiyle de zaman geçirmekten keyif alıyorum. Ebru ve Bülent, aynı entelektüel kişi, aynı esprili kişi, aynı anlayışlı kişi. Ama kimlikleri farklı. Ancak evde ve iş yerinde farklı maskeler takan insanlar gibi değil, her ikisi de samimi, içten ve dürüst. Bazen kız arkadaşım Ebru, bazen kocam Bülent olarak karşıma çıkıyor. O yüzden zenginlik…  Bunu kabullenmenin ve bununla yaşamanın utanılacak bir şey olduğuna inanmıyorum. 

Öyleyse neden gerçek adınızı saklıyorsunuz?
Çocuklar nedeniyle. Onların geleceği açısından. Yoksa gerçek adımı da açıklardım, şu an kafamda duran peruğu da çıkarıp atardım. Toplum içinde etiketlenmek istemediğim için tüm bu önlemler. Kimliğimizi gizlemeden, kocamın CD hali ile sosyalleşebilsek çok daha güzel olurdu her şey. Ancak çocuklarım zarar görsün istemiyorum. 

“Olanı olduğu gibi kabul ettim, mutluluğun yolu bu çünkü”

İlk duyduğunuzda hiç mi şoke olmadınız? Çoğu kadın “Neden ben?” diye hüngür hüngür ağlar.
Şaşırdım tabii ama onu anlamaya çalıştım. İnternette CD’ler üzerine yazılar okudum. Ağlayıp sızlamadım. Bana dürüst davrandığı için mutlu bile oldum. Bana iğrenç ya da garip gelmedi durum. Bir travma da yaşamadım. Bu, kocamın Fenerbahçeli olması gibi bir şey ya da gözlerinin kahverengi olması gibi… Onun bir kimliği, kimlik özelliği. Duygusal olarak beni yaralayacak bir şey yok ortada. Üstelik benden bağımsız bir durum. Bunu başka türlü görmeyi, buna farklı anlamlar yüklemeyi doğru bulmuyorum. Benim durumumda olan başka kadınlar olabilir ama en mühimi bununla nasıl yüzleştiğin… Olanı olduğu gibi kabul etmek hayatta herkesi en mutlu eden şeydir. Ben de bunu yaptım. 

“İstemeseydim, yanımda kadın kıyafetleri giymeyecekti”
Kocanız size CD olduğunun itirafını ilişkinizin başında mı ortalarında mı yaptı?
En başlarında. İlk karısından boşanmıştı. Birlikte olmaya başlamıştık. Sonra aynı eve taşındık. Eski evinden gelen eşyaların arasında manikür seti, pareo ve bir kadın kemeri görünce anlam veremedim. Herhalde eski karısının eşyaları karıştı araya dedim. Üzerinde de durmadım. Bir gün ben makyaj yaparken, “Öyle yapılmaz, dur göstereyim” dedi. Yaptı da çok güzel. Sonra “İstersen sen de bana yap, öğrenmiş misin bakalım” dedi. Yaptık, gülüp eğlendik. Ardından ona makyaj yapmamdan gocunmadığını, kıllarını bile alabileceğimi söyledi. Onu da yaptım. Bir-iki gün sonra yataktayken geldi itiraf. “Ben bir CD’yim” dedi. Crossdresser’ın mânâsını açıkladı. İstemezsem benim yanımda kadın kıyafetleri giymekten kaçınacağını ekledi. İlk karısı biliyormuş ama kadın kıyafetleri giydiğinde kıyameti koparıyormuş. Bense kadın kıyafetleri giymesinin benim için bir sakıncası olmadığını söyledim. Kocamla üzerinde erkek kıyafetleri varken de kadın kıyafetleri varken de seviştik. Birlikte tatile de çıktık.

Ebru ve Merve olarak, kız kıza mı?
Evden karı-koca olarak çıktık. Bülent’in bavulunda kadın kıyafetleri vardı. Bir benzin istasyonunda durduk. O vücudundaki kılları jiletle aldı tuvalette. Kadın kıyafetlerini giymiş halde ayrıldık istasyondan. Ben de kendime yeni kimlik yarattım: Yaprak. Peruk falan da taktım.

O halinizi hayal bile edemiyorum!
Susan Sarandon ve Geena Davis’in oynadığı “Thelma ve Louise” gibiydik. Rüzgarda eşarplarımız uçuşuyordu arabada giderken. Bavullar açılınca birbirimize girdik ama!

“Kocam çok güzel makyaj yapar. Göz makyajını bana o öğretti”

Niye?
Ebru yanına halka küpesini almamıştı. Benimkini takmak istedi. “Hayır, ben takacağım kavgası” çıktı aramızda. Onun bavulunda başka eksiklikler de vardı. “Aa ben mini etek almamışım” falan diyordu.

Aranızda kadınlarınki gibi kıskançlıklar da yaşanıyordu yani?
Tabii ki. Çok güzel makyaj yapar. Bende o kabiliyet yok. Kıskanıyorum. Göz makyajı yapmayı bana o öğretti dedim ya. Renkleri karıştırmayı, gölgelendirmeyi…

Bodrum’da ne yaptınız?
Gece barlara, diskolara gittik. Gerçek isimlerimizi kullanmadan ama karı-koca olduğumuzu söylerek yeni insanlarla tanıştık. Bir gece barda Ebru’ya yan masadan gül bile yollandı. Ben avucumu yaladım. 

İnsanlar karı-koca olduğunuzu duyunca ne tepki veriyordu?
Şaşırıyorlardı ve muhtemelen benim hafifmeşrep bir kadın olduğumu akıllarından geçiriyorlardı. Bunu kabul eden bir kadın öyle olmalıydı onlara göre… 

“Karakola kadın olarak girdi, erkek olarak çıktı”
Sadece Bodrum’da mı birlikte dışarı çıktınız?
Hayır. İstanbul’da da çok kez bara, kulübe gittik. 1001, Hengame, Secret’ta takıldık. Hiçbir problem çıkmadı. Tabii ben de tanınmamak için hep dış görünüşümü değiştiriyorum. Peruk takıyorum, yoğun makyaj yapıyorum. Daha frapan giyiniyorum.
Bir süre Beyoğlu’nda, Teras diye bir yere takıldık. Bir sürü normal çift ve bekar kız-erkek arkadaşımız oldu. Partilere gittik. Yatlarda doğum günlerine bile davet edildik.
Ayrıca bazen tek başına da çıkar Bülent. Bir gece ekipler amiri onu yolda görünce karakola alınmasını istemiş. Gelen ekip de  “Beyefendi, kanunsuz bir iş yaptığınız yok ama emir demiri keser” demişler ve almışlar içeri. Sabah karakoldan beni aradı, “Beni gel al” dedi.

Kadın kıyafetleriyle karakola götürülen kocanızı almaya gittiğinizde ne dediniz görevli memurlara?
“Adamı niye attınız ki içeri? Kadın kıyafetleriyle dolaşıyor sadece. Kocamı alabilir miyim artık?” dedim. Yanımda erkek kıyafetleri getirmiştim. Gündüz o halde eve dönmemiz mümkün değildi çünkü. Yazık ki, o telaşta topuklu ayakkabısının tekini karakolda unutmuş. 

Kocanızın CD halini çocuklarınız görse bir aile faciası yaşanmaz mı?
Bülent, Ebru olurken ya ofisini kullandı ya da arabayı. Yakalanmaktan korktuk ve hiç riske girmedik bu konuda. 

“Seks hayatımız yolunda. Her CD illa gay olacak diye bir şey yok ki!”
Hiçbir tanıdığa yakalanmadınız mı?
Hayır. Son yıllarda artık birlikte dışarı çıkmıyoruz. Çünkü malum, farklı bir iktidar anlayışı var artık. Bülent herhangi bir sorunda benim başımın çok ağrıyacağını söylüyor ve artık benimle dışarı çıkmak istemiyor. Bu yıl ikinci bir ev açtık. Biri ailecek oturduğumuz ev, diğeri Ebru’nun. Çünkü Bülent kendini kadın olarak ifade etmek istediğinde aynı mekanda çocukların olmaması lazım. O Ebru olarak daha rahat oluyor böylece. Bülent’ken çok arkadaşı var. Ancak Ebru olarak sosyal çevresi sıfır. Ben ona çaya kahveye giderim ara sıra. Kız kıza muhabbet ederiz. Arada sen de katıl istersen, arkadaş olursun ona. 

Gelirim. Bunu duyan birkaç arkadaşım da meraktan peşime takılabilir ama… Kocanız biseksüel mi?
Eşimin biseksüel olduğunu söylemem için onu bir erkekle el ele ya da aynı yatakta görmem gerek. Başıma böyle bir şey gelmedi. Tanıştığımızdan bu yana seks hayatımızda hiçbir eksik yok. Benim kocam olsa olsa “straight crossdresser” olur. Yani heteroseksüel bir CD o. Her CD illa gay olacak diye bir şey yok!





Mahsun Kırmızıgül’e Ahmet Kaya tepkisi

23 07 2010

Sabah yazarından Mahsun Kırmızıgül’e Ahmet Kaya tepkisi

Sabah Yazarı Sevilay Yükselir’den Mahsun Kırmızıgül’e sert Ahmet Kaya çıkışı: Keşke ellerin kırılsaydı Mahsun Kırmızıgül

Ahmet Kaya’nın yıllar önce Magazin Gazetecileri Gecesi’nde yaşadığı saldırı yine gündemde. Ancak bu defa ham kayıtlar üzerinde yapılan gazeteci yorumlarıyla. En çok tepki gösterilen isimlerden birisi de gecede Ahmet Kaya’ya ‘Sünnetsiz P..zevenk’ diye bağıran magazinci Şenay Düdek’ti.

Sabah Gazetesi yazarı Sevilay Yükselir, Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı’nın evinde o geceye ait izledikleri ham videoyu köşesine taşıdı. O gecede Ahmet Kaya’ya en büyük hakareti,  magazinci Şenay Düdek’in ‘Sünnetsiz P..evenk’ sözleriyle yaptığını kaydeden Yükselir, en büyük şaşkınlığı ise Mahsum Kırmızıgül’de yaşadıklarını yazdı

İşte Sevilay Yükselir’in ‘Keşke ellerin kırılsaydı Mahsun Kırmızıgül!’ başlıklı o yazısı
Biz gazetecilerin kendi aralarında yaptığı sohbetler hayli ilginçtir. Eğer sohbete katılanlar gerçekten renkli kişiliklerse inanılmaz bir ortam yaşanır o anlarda. Çok hararetlidir ama bir o kadar da verimli geçer tartışmalarımız. İşte iki gece evvel de böyle bir an yaşadık bir grup gazeteci arkadaşımla. Rasim Ozan Kütahyalı’nın Kuruçeşme’deki evindeydik. 

Bugün o gecede yaşananları anlatacağım sizlere.
Nereden geldik, nasıl geldik bilmiyorum ama bir ara konu Ahmet Kaya’ya ve lince maruz kaldığı Magazin Gazetecileri Derneği’nin düzenlediği o meşhur geceye geldi. Başladık tabii sorgulamaya… “Kim ne yaptı? Nasıl tepki gösterdi?” falan diye. Aramızda geceye tek tanıklık eden tek gazeteci Reha Muhtar’dı. Hatırlarsanız o dönem Show TV Haber’in başındaydı. Reytingleri olay yaratıyordu. Ayrıca o gecede, ödüle layık görülen “En iyilerden” biri de Reha’ydı. Ve maalesef linç girişimini başlatanlar arasında onun da adı geçiyordu. Epeyce dolmuş demek ki bu söylenenlere… Onun için uzun uzun anlatma ihtiyacı hissetti bizlere o gecede yaşananları. Sonra da, “Büyük haksızlık yapıldı bana!” dedi ve “Keşke o kaseti bulsak da izlesek ve siz de benim gerçekten ne yaptığımı görseydiniz!” diye ekledi.

MONTAJSIZ GÖRÜNTÜLERİ İZLEDİK
Biz tam, “Tamam… Olur” falan derken Rasim salona gitti ve elinde bir DVD ile geri döndü! Ve “Hadi izleyelim” dedi. Yok yok adamda! Tam teşekküllü mübarek! Meğer o gecenin ham görüntüleri varmış elinde. Hiçbirimiz itiraz etmedik tabii… Geçtik televizyonun başına. Ve an be an, kare kare başladık hep beraber Ahmet Kaya’ya yapılan o alçakça saldırıların montajsız görüntülerini izlemeye.
Bir yandan izliyoruz bir yandan da şok üzerine şok yaşıyoruz. Tamam bugün gibi aklımda o gecenin görüntüleri ama hiç bu kadar detaylı olanı izlememiştim. Bir anda haysiyet celladı kesilen Serdar Ortaç’ın “Bu devirde kimse hükümdar değil, padişah değil” şarkısını söylerken Ahmet Kaya’nın oturduğu masaya dönüp, “Bu ülkeyi kimseye böldürtmeyiz! Teröre yem etmeyiz!” sözleri ile ne haltlar karıştırdığını biliyorduk ama onun buram buram provokasyon kokan şarkısını kimlerin ayakta alkışladığını bilmiyorduk mesela!

MAHSUN KIRMIZIGÜL’E İNANMADIK
Kimler kimler… Saymakla bitmez ama biri vardı ki ben onu görünce beynimden vurulmuşa döndüm! Nutkum tutuldu sayın okurlar adeta! Sadece ben değildim tabii bu korkunç şaşkınlığı yaşayan. Nagehan Alçı dayanamayıp, “Olamaz ya! Bu Mahsun değil mi? Güneşi Gördüm diyen Mahsun! Ne yapıyor böyle?” diyerek ansızın fırladı ayağa.

‘SÜNNETSİZ P..EVENK’
İnanamadık. Defalarca Mahsun’un ayakta Serdar Ortaç’ı alkışlayan o sahnesini izledik.
Sonra işadamı Erdal Acar’ı gördük. Konuşmasını bitirdikten sonra protestolar arasında masasına doğru giderken Ahmet Kaya’yı durduruyor birden… Bir yandan bir şeyler söylüyor rahmetliye, diğer yandan da işaret parmağını sallıyor tehdit eder gibi! Küfür mü ediyor, “Bunun hesabını vereceksin mi?” diyor anlayamadık. Ama buna rağmen Ahmet Kaya gülüyor Erdal Acar’a. Hatta sarılıp omzunu okşuyor babacan bir tavırla! Sonra kısa ve küt saçlı bir kadın var görüntülerde. Tanıyamadık. Bas bas bağırıyor! Durmadan küfrediyor ve hakaret ediyor; “Atın bu vatan hainini dışarı!” diye. Bir başka kadın ise, Ahmet Kaya’ya dönüp; “Sünnetsiz pezevenkkkk!!!” diyor! Ben tanıyamadım o kadını ama Rasim, magazin gazetecisi Şenay Düdek olduğunu söylüyor. Tunca Yönder denen bir şahıs var ortamda. Dizi yönetmenimiymiş neymiş… Provokasyonun elebaşlarından. Savaş meydanındaymış gibi sloganlar atıyor. Hakaretler yağdırıyor. Sonra bir başka adam. Esmer, bıyıklı filan. Ahmet Kaya masada otururken eşi Gülten Kaya’yla oraya yönelip saldırmak istiyor ama bizim aslan parçası Savaş Ay araya girip püskürtüyor olası saldırıyı. Zaten Ahmet Kaya’ya ve eşi Güten Kaya’ya zarar gelmesin diye diplerinden ayrılmayanlardan tek gazeteci Savaş Ay! Diğeri de Mehmet Aslantuğ. Helal olsun! Durmadan insanları yatıştırmaya gayret ediyorlar salonda. Neyse. O gecede insafsızlık yaptığı için yazılıp çizilmesi gereken onlarca adam var ama ben haklı olarak en çok Mahsun Kırmızıgül’e takıldım. Ne diyecek çok merak ediyorum. “Ellerim kırılsaydı keşke!” falan mı diyecek acaba? Yoksa, “Dün dündür, bugün bugündür” mü? İyi ama o zaman dönüp sormazları mı bu adama? “Son dönemde özellikle Kürt Meselesinden esinlenerek daha doğrusu beslenerek çektiğin gişe hasılatları kıran o muhteşem filmlerinin hesabını nasıl vereceksin?” diye… Demezler mi; “Eyyy Mahsun… O gece o linç yaşanırken senin Serdar Ortaç’ı alkışlamak yerine Ahmet Kaya’nın yanında durman lazımdı.

BENDE KÜRDÜM ULAN DİYEBİLSEYDİN
Durabilseydin. Korkaklık yapmayıp, bugünkü gibi, ‘Kürdüm ulan bende!’ diyebilseydin, Ahmet Baba’ya kalkan olabilseydin, belki de o hâlâ aramızda yaşıyor olacaktı. İki kere özür borçlusun sen şimdi. Biri, korkaklık yaptığın için! Diğeri de Ahmet Kaya’nın canıyla ödediği bedelin üzerinden bugün gişe rekorları kırarak cukkanı doldurduğun için!





Erdoğan ve Kılıçdaroğlu perşembe günü bir araya gelecek

12 07 2010

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’la perşembe günü görüşecek.

 

İktidar ve ana muhalefet liderleri ilk kez bu hafta görüşme için bir araya gelecek. Görüşme isteği, artan terörle daha etkin mücadele konusunda muhalefetin de görüşünü almak isteyen Erdoğan’dan gelmiş, Kılıçdaroğlu da çeşitli fırsatlarda yaptığı açıklamalarda, görüşmeye olumlu baktığını söylemişti.

PERŞEMBE SAAT 11.00
Kılıçdaroğlu konuyu partisinin Merkez Karar ve Yürütme Kurulu’na götürdü ve karar açıklandı. Erdoğan ve Kılıçdaroğlu perşembe günü saat 11.00′de görüşecek.

Kılıçdaroğlu ve Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin Ankara’daki genel kuruluna karşılaşmış tokalaşmış ama konuşmamışlardı.
 
DAVET POLEMİĞİ
CHP’de kurultay sonrasında, Ak Parti ile “davet” polemiği yaşanmıştı. Başbakan Erdoğan, partisinin CHP Kurultayı’na davet edilmemesini eleştirmişti. Yine kurultay sırasında Kılıçdaroğlu’nun Başbakan’dan bahsederken “Recep Bey” diye seslenmesi de, gerek Başbakan’da, gerekse Ak Parti’de büyük rahatsızlık yaratmıştı.





Gökçek ve Topbaş’a süper yetkiler geliyor

14 06 2010

TBMM Genel Kurulu’nda bu hafta görüşülecek Belediye Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifiyle Büyükşehir belediye başkanlarına süper yetkiler geliyor.

Kentsel dönüşüm ve gelişim alanı olarak ilan edilecek alanın üzerinde yapı olan veya olmayan imarlı veya imarsız alanlar olması, yapı yükseklik ve yoğunluğunun belirlenmesi, alanın büyüklüğünün en az 5 ve en çok 500 hektar arasında olması, etaplar halinde yapılabilmesi hususların takdiri münhasıran belediye meclisinin yetkisinde olacak. İmar Kanunu’nda belediyelere verilen yetkileri kullanmaya Büyükşehir belediyeleri yetkili olacak. Verilecek kamulaştırmanın aceleliği kararı Büyükşehir belediye meclisi tarafından verilecek. Kentsel dönüşüm ve gelişim alanları içinde yer alan eğitim ve sağlık alanları hariç kamuya ait gayrimenkuller harca esas değer üzerinden belediyelere devredilecek.

-SINIRSIZ YETKİLER GELİYOR-

Bu arada CHP’liler, AKP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kentin çeperinde, nazım imar planına göre korunması gereken açık alan niteliği taşıyan boş alanlarda, plan kararlarına ve plan onama kararlarına karşı açılmış davalarla eş zamanlı olmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. CHP’li milletvekilleri, hazırladıkları muhalefet şerhinde: Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’e geniş yetkiler tanındığını belirterek, şöyle dedi:

“Teklifin, AKP’li Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kentin çeperinde, nazım imar planına göre korunması gereken açık alan niteliği taşıyan boş alanlarda, plan kararlarına ve plan onama kararlarına karşı açılmış davalarla eş zamanlı olması dikkat çekicidir.

Bu değişiklikle kent çeperinde yer alan ve aslen korunması gerekli tarım alanı olan alanlara yönelik Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kentsel dönüşüm alanı ilan edilmiş olan alanlar yasalaştırılmış ve meşrulaştırılmış olacaktır.

Bu düzenlemenin yasalaşması durumunda, proje alanı ilan edilen bir alanda, belediyeler istedikleri durumda, işlemi yapmadan, alanın ücra bir noktasında yer göstererek yerinden edebilecek, mülklerine el koyacaktır.”

-“RANT YASASI”-

CHP muhalefet şerhinde; yasaya “üzerinde yapı olan veya olmayan, imarlı veya imarsız” ifadesi eklenerek, belediye sınırları içindeki tüm alanların, potansiyel kentsel dönüşüm alanı haline getirildiği belirtilerek, “Kentin istenilen bölgesi ya da parseli, mevcut sakinlerinden alınarak yüksek rant ödeyenlere terk edilir hale gelebilecektir” denildi.

-“İLÇE BELEDİYELERİN YETKİLERİ ELİNDEN ALINACAK”-

CHP muhalefet şerhinde, ilçe belediyelerinin kentsel dönüşüm projeleri hazırlayıp uygulama yetkilerinin Büyükşehir belediyesinin onayına bağlanacağını ve yetkilerinin devredileceğini ifade etti.

-“KOMİK FİYATA DEVREDİLECEK”-

CHP, Büyükşehir belediye sınırları içindeki tüm kamu kurumlarına ait gayrimenkullerin “harca esas değer” üzerinden çok komik bir bedel karşılığında belediyeye devredileceğini ileri sürdü.

-“DAVALARA MÜDAHALE EDİLECEK”-

Teklife, İçişleri Komisyonu’nda son anda eklenen önergeyle, kanunun yürürlüğe girmesinden önce idari yargı mercilerinde açılmış ve henüz hükme bağlanmamış davalarda bu kanun hükümleri uygulanacak.

CHP de, “Bu kanun yürürlüğe girmesinden önce yargı mercilerine açılmış ve henüz hükme bağlanmamış davalarda bu kanun hükümleri uygulanır” ibaresiyle süren davalara müdahale edileceğini iddia etti.

-ASKERDEN İZİN ALINMAYACAK-

Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımında bulunan yerlerde Milli Savunma Bakanlığının muvafakati alınmayacak.

ANKA 

AKP İstanbul Milletvekili Nusret Bayraktar ve 14 milletvekilinin hazırladığı Belediye Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’nda bu hafta görüşülecek.

Buna göre; belediye, belediye meclisi kararıyla; konut alanları, sanayi alanları, ticaret alanları, teknoloji parkları, kamu hizmeti alanları, rekreasyon alanları ve her türlü sosyal donatı alanları oluşturmak, eskiyen kent kısımlarını yeniden inşa ve restore etmek, kentin tarihi ve kültürel dokusunu korumak veya deprem riskine karşı tedbirler almak amacıyla kentsel dönüşüm ve gelişim projeleri uygulayabilecek.





Bekaretleri tüm dünyaya sorun oldu

14 06 2010

Ünlü olmak bir anlamda insanın kimseden gizlisinin saklısının olmaması demek aynı zamanda. En özel anlarının en özel sırlarının bile… Kimi yerli kimi yabancı bu ünlüler de sık sık en mahremleri olarak kalması gereken bekaretleri nedeniyle gündeme geldiler. Üstelik bazıları bunu bilerek, isteyer sırf ‘reklam’ olsun diye gündeme getirdi. Bazıları da kötü biten ilişkilerinin sonucu olarak . İşte Türkiye’nin ve dünyanın bekaretleri en çok tartışma konusu edilen ünlüleri.





seri katili yakalatan travesti polen

29 04 2010

İzmir’deki seri cinayetlerin katil zanlısı H.A.’nın yakalanmasını `Polen’ takma adını kullanan travesti Kazım Toker’in, dikkatinin ve polise verdiği önemli bilgilerin sağladığı ortaya çıktı.

`Seri katil’ H.A.’nın, öldürdüğü travesti Mustafa Has’tan önce gidip bir süre birlikte yürüdüğü Toker tarafından reddedildiği, cinayetin ortaya çıkması ardından polise giderek durumu anlatması ve eşkalini vermesiyle sonuca gidildiği ortaya çıktı.

`Seri katil’ olarak aranan H.A.’nın yakalanması ardından bir ilginç gerçek daha ortaya çıktı. H.A.’nın sorgulandığı Bozyaka’daki Cinayet Büro Amirliği’ne teşhis için gelen `Polen’ takma adını kullanan Kazım Toker’in verdiği önemli bilgilerin, cinayetlerin aydınlatılmasında önemli rol oynadığı belirlendi. H.A.’yı teşhis eden Toker’in, arkadaşı Mustafa Has’tan önce ölümden döndüğü anlaşıldı. Toker, şunları anlattı:

“O gece, Alsancak’taki `Ege Palas Oteli’ önünde yanıma geldi. Gül Sokak girişine kadar birlikte yürüdük. Restoran sahibi olduğunu ve Bodrum’da yeni yer açacağını söylüyordu. Yarım saat kadar yürüdük. `Arabam var sessiz bir yere gidelim’ dedi. Markasını sordum. `Ne olmasını isterdin’ dedi. Çok rahat tavrı vardı. Polislerden korktuğunu söylemesi ve arabasının arka sokakta olduğunu söyleyerek, beni ıssız yere götürmek istemesinden şüphelendim. Daha sonra yanından ayrılarak taksiye bindim.

Bunun ardından yaklaşık 1 saat sonra arkadaşımızın öldürüldüğünü öğrendim. Polisi arayarak yaşadığım olayı anlattım ve katilin bu kişi olabileceğini söyledim. Polislerle buluştuk. Mobese olmadığından gezdiğimiz yerlerde güvenlik kamerası görüntüsü aradık. sağlıklı bir görüntü bulunamayınca eşkalini çizdirdim. Yakalanmasına ben aracı oldum. İzmir halkı rahat uyusun.”

“POLİS BİZİ UYARMIŞTI”
Seri cinayetlerle ilgili yakalanan H.A.’yı teşhis ederken kanının donduğunu dile getiren Toker, “Dün eve gittiğimde hiç uyumadım. Tuvalete bile gidemedim. 6 kişi arasında onu teşhis ederken de çok korktum. Onu tanıdım. Bu kişi benim katilim olacaktı. Benim anam ağlayacaktı. Ama polislerin o gece bizi `Seri katil var, dikkatli olun’ diye uyarması tedbirli olmamızı sağladı. Beni ölümden kurtardı. Bugün yaşıyorsam polisin sayesinde. Onlara teşekkür ediyorum” dedi.

Toker son olarak, “Arkadaşım öldü, suçsuz insanlar öldü, başkaları da öldürülebilirdi. Travesti olabilirim ama önce insanım. Üzerime düşen vatandaşlık görevimi yaptım. Umarım herkes böyle duyarlı olur” diye konuştu.





Fatih Ürek travesti Utku’nun silikonlu memelerini elledi!

6 04 2010

Fatih Ürek’in doğum gününe bu resim damga vurdu. Travesti şarkıcı Utku’nun sahne aldığı mekanda eğlenen şarkıcı yanına gelen travesti şarkıcı Utku’nun silikonlu gögsünü açmasıyla şaşkına döndü.

UTANMAZLAR

Dün gece doğum günü nü kutlayan Fatih Ürek’in doğum gününe bu resim damga vurdu. Travesti şarkıcı Utku’nun sahne aldığı mekanda eğlenen şarkıcı yanına gelen travesti şarkıcı Utku nun silikonlu gögsünü açmasıyla şaşkına döndü. Sahnede yaptığı rezilliklerle bilinen travesti şarkıcı Utku mekandaki müşterilerinde tepkisini aldı.





Türkiye’de çok sevdiğim ülkemde hiç gülmedim

24 03 2010

Karadenizli ailenin çok sayıdaki kızlarından biri olarak olarak dünyaya gelen G.O., “5 yaşımdan beri kendimi erkek gibi hissediyorum” diyor. 8 yıl önce İngiltere’ye sığınan ve Dennis adını alan ‘genç kadın’ şimdi erkek bedenine sahip olmak için gün sayıyor. İngiltere ona operasyon için oturma izni verdi, hatta tedavi masraflarının bir kısmını bile üstlendi.

TÜRKİYE’den transseksüel olduğu için kaçarak, 8 yıl önce İngiltere’ye giden 33 yaşındaki G.O., önce cinsiyet değişimi programına girdi sonra oturum izni aldı. İngiliz İçişleri Bakanlığı, erkek olduktan sonra Dennis ismini alacak Türk kadına her türlü desteği verirken, erkek olabilmesi için yapılacak operasyonlara ilk aşamada 150 bin TL (60 bin sterlin) ödemeyi kabul etti. Hormon tedavisi gören, göğüsleri alınan Dennis, rahimi alındıktan sonra penis oluşturma operasyonuyla yeni bir bedene sahip olacak.

Erkek çocuk sahibi olmak isteyen çok sayıda kız çocuğu bulunan bir Karadenizli ailenin kızı olarak dünyaya gelen Dennis, henüz 5 yaşındayken erkek gibi hissettiğini fark etmiş. Sonrasında kendini hep yabancı bir bedende hapis gibi hissetmiş, ölmeyi bile denemiş…

Bir yolunu bulup İngiltere’ye giden burada garson olarak çalışan genç, cinsiyet değişimi programına dahil oldu. Bir süre sonra oturma izni dolduğunda sınırdışı edilmesi gündeme geldi. Dennis, “Dönersem hayatım tehlikeye girer” dedi. Adli yetkililer bu savunmaya karşı çıkınca mahkemede bizzat söz alıp, “Kim ameliyat masasında kalabileceğini bilerek böyle bir sürece katılmak ister” diye savunma yapınca İngiltere’de oturma iznine sahip oldu. Geçtiğimiz aylarda bir ilke imza atarak oturum izni alan ve erkek kimlik kartına sahip olan Dennis, hikayesini Hürriyet’e anlattı:

TÜRKİYE’DE kENDİMİ SAKLAMAK ZORUNDAYDIM

Cinsiyet değiştirme ameliyatına kadar varan süreç nasıl gelişti?
Ben yıllarca kendimi saklayarak yaşadım. Türkiye’de çok sevdiğim ülkemde hiç gülmedim. Taciz edildim. Küçük görüldüm. Horlandım. Zaman zaman adam yerine konmadım. Biliyor musunuz, defalarca intiharın eşiğinden döndüm. Bedenim bana ağır geliyordu. Kendimi bildim bileli hep erkektim. Hiç kız olmadım ki! Erkekliğe geçiş sürecim bitip de erkek olunca, Türkiye’ye dönüşüm benim ölümüm olacaktı. Türkiye’de çevremin beni dışlayacağını, hatta öldürülebileceğimi /_np/3268/10133268.jpgdüşündüm. Burada, sadece kendi çevremi kastetmiyorum. Dar bakışlı, cahil topluluklardan bahsediyorum. Baksanıza, ülkemizdeki siyasiler bile bizim gibi olan insanları hedef tahtası haline getiriyor. Bununla birlikte, eğer cebinizde paranız varsa Türkiye’de toplum sizi bir şekilde kabul ediyor. LGBTT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel, Travesti) kişilerin durumu çok zor. Ya bedenlerini satıyorlar, ya öldürülüyorlar ya da başka şeyler.

Siz kendinizi nasıl tarif ediyorsunuz?
Çoğu zaman transseksüel kişi ile travesti karıştırılır. Travesti, karşı cinsin kıyafetlerini giyip onun gibi davranan kişidir. Travestinin illa da bedensel değişim içine girmesi gerekmez. Oysa transseksüellik çok farklı bir durum. Biyolojik cinsiyeti içinde memnun değildir ve er geç, bedenini değiştirmek ister. Zaten bu durumlarda en çok intihar vakası, bedeninden hoşnut olmayan transseksüellerden çıkıyor ne yazık ki! Transseksüellik bir cinsel yönelim değil bir cinsel kimlik meselesidir. Kendimi bildim bileli hep erkektim. Hiç kadın olmadım ki! Daha beş yaşında erkek olup, neden kız bedeninde doğduğumu düşünürdüm. Daha sonra durumumla barıştım ve amacım cinsiyetimi düzeltip, gerçek bedenime kavuşmak oldu.

Türkiye’de dışlanmasaydınız, yine İngiltere’ye gider miydiniz?
Bakın ben çektiğim acılardan, tartaklanmadan, tacizden bahsediyorum. Buradan söyleyemeyeceğim türlü şey var. Yanlış bir şey yapmadım. Tek suçum, yanlış bedende doğmak oldu. Eğer, dışlanmayıp, kabul görseydim. Neden ülkemi doğduğum yeri ve ailemi terk edip, yeni bir hayata başlardım? Bunlar kolay şeyler mi?

Ruhum erkek, ama bedenİm değİl/_np/3269/10133269.jpg

Dindar bir yapınız olduğunu söylüyorsunuz. Durumunuzu hiç dini anlamda sorguladığınız oluyor muydu?
İnancım olmasaydı çoktan teslim bayrağını çekmiştim. Bazen, kendimle çok çatıştığım oluyordu. Allah’ın verdiği bedeni değiştirmemem gerektiğini düşünüyordum. Ama, ruhumun kaldıramadığı yine bedenimden çıkıyordu. Din aslında mantıktır, hoşgörüdür. Mutlaka her şeyin mantıklı bir açıklaması var diye düşündüm.

Ameliyattan korkuyor musunuz?
Ne kadın ne erkek olmaktansa, bedensel acılara rağmen bir cinsiyet içine girmeyi tercih ederim. İşte insanların bunu anlamasını istiyorum. Yoksa, Göçmen Bürosu yetkililerine seslendiğim gibi: ‘Kim vücudunu parçalatır, başka bir beden ister?’ Demek ki bu durum çok ağır, böyle bir yola çıkılmış.

Penis oluşturma ameliyatından sonra kendinizi tam bir erkek gibi hissedecek misiniz?
Ben kendimi tam bir erkek gibi hissediyorum zaten! Sadece eksiğim. Şimdiye kadar ruhumun erkek olması tesellimdi. Ama artık fiziksel olarak da tam bir erkek olacağım. Bundan güzel bir şey olabilir mi? 

ÇOCUĞUNUZA ‘ERKEK FATMA’ DEMEYİN

Türkiye’de sizin gibi olan transseksüellere, onların ailelelerine, arkadaşlarına, sevgililerine ve işverenlere, bir de politikacılara vermek istediğiniz bir mesaj var mı?
Emek sarf etmeden, sıkıntı çekmeden devrimler yapılamıyor. Bizi anlayın, bizi kabul edin. Biz yokmuşuz gibi davranmayın. Empati kurun. İnanın ağır bir durum. Özellikle ailelere seslenmek istiyorum, bu durumda olan çocuğunuz varsa, ona kızmayın. Hemen bir doktora ve psikologa götürün. Heteroseksüel çocuğunuza, ‘Erkek Fatma’, ‘ Oğlum kız gibi usludur’ tarzından yakıştırmalar yapmayın.

Telli duvaklı bir gelin isterim

Evlenmeyi, çocuk sahibi olmayı düşünüyor musunuz?
Kim istemez? İnşallah, o günleri de görürüm. Dört dörtlük bir eş olacağıma inanıyorum. Karımın telli duvaklı bir gelin olmasını isterim. Çocuk konusuna gelince, çocuk sahibi olmak isterim. Ama, bunun içinde artık taşıyıcı anneye ihtiyacım olacak. Belki çocuğu olan biriyle hayatımı birleştiririm. Böylece, sevgimi eşimin çocuğuna veririm. Kim bilir?

Göğüslerim alındı ve çok mutluyum

33 yıldır kadın bedeninde yaşayan ve erkek bedenine sahip olmanın hayallerini kuran Dennis cinsiyet değiştirme ameliyatını anlattı: “Bir kere kadından erkeğe geçiş gerçekten çok zor ve uzun bir süreç. Doktorlar ve psikologlar, sürekli olarak kararlılığınızı ve durumunuzun sabit olmasını kontrol ediyor. Hormon tedavisini hayatım boyunca olacağım. Tabii, çok sıkıntılı bir durum. Ayaklarım ağrıyor, bazen çok sinirli oluyorum. Benim göğüslerim alındı. Ameliyatı yapan doktor kadındı. Çok güzel kaslı erkek göğüsleri yaptı. İnanın çok mutluyum. Bunca acıya değdi. Artık, bütün konsantrasyonumu penis oluşturma ameliyatına verdim.”





kavaf’a pembehayat’dan suç duyurusu

11 03 2010

Basına ve Kamuoyuna;

Geçtiğimiz günlerde, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf eşcinselliğin biyolojik bir bozukluk, bir hastalık olduğuna inandığını ve eşcinsellerin tedavi edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Bakan Kavaf’ın eşcinselliğin tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğuna dair açıklamaları, hem bilimsel açıdan geçersizdir hem de eşcinsellere yönelik insan hakları ihlallerini meşrulaştıran bir yaklaşıma sahiptir.

Pembe Hayat Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transeksüel Derneği olarak 12 Mart 2010 Cuma (yarın) Bakan Selma Aliye Kavaf hakkında, TCK’nın 216. ve 218. maddelerinde belirtilen “halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılamak” ve “bu suçu basın yoluyla işlemek” suçları üzerine suç duyurusunda bulunacağız.

Sonrasında da saat 13.00’te Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde basın açıklamamız ile Bakan Kavaf’ı protesto edeceğiz.

Hepinizi, basın açıklamamıza davet ediyoruz. Gelin hep beraber, “Eşcinsellik değil, homofobi tedavi edilebilir bir hastalıktır,” diyerek sesimizi yükseltelim

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği

Adres: Ataç 1 Sokak, 3/8 Yenişehir – Kızılay – ANKARA

Tel&Faks: 0312 433 85 17

E-Posta: pembehayat@pembehayat.org





Hakkari’de ikinci patlama: 1 ŞEHİT

9 03 2010

Hakkari-Derecik’te bir onbaşı Şehit oldu..

Hakkari’nin Şemdinli İlçesi Derecik kırsalında arazi araması sırasında mayın patladı, bir onbaşı şehit oldu.

Dün de aynı yerde yine mayın patlamış ve bir piyade onbaşı şehit olmuştu.








Follow

Get every new post delivered to your Inbox.