Nurgül Yeşilçay: ilk sevgilim travesti oldu !

7 11 2009

Nurgül Yeşilçay’dan çarpıcı açıklamalar

ilk

Nurgül Yeşilçay, Instyle dergisine sanat ve özel hayatı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu

 Erkeklerin zevk aldığı pek çok filmden zevk almadan sinemadan çıkarım. Gişe filmleri Arog, Gora, Recep İvedik, Güneşi Gördüm, bunların hepsi erkek hikayesini anlatan filmler. Benim gibi kadınların, gençlerin izleyeceği bir film yapmak istedim. Ezel Akay’ın yönettiği Yedi Kocalı Hürmüz pek az yapılan kadın filmlerine iyi bir örnek olacak ve çok izleyicinin ilgisini çekecek.

 Yedi Kocalı Hürmüz’e pek çok kişi acaba nasıl yapmışlar diyerek gidecek. Titanik’in de sonunu hepimiz biliyorduk ama gittik ve izledik. Filmim, canlı görüntüleri, dansları, müzikleri ve birbirinden başarılı oyuncularıyla çok sevilecek.

 İlk erkek arkadaşım travesti olmuştu. Ortaokul veya lisede, çok kısa ve sıkıcı adını vermeyeceğim bir ilişkim olmuştu. Yıllar sonra İzmir’de yürürken arkamdan koşup bana yetişen kadının o olduğunu fark etmiştim.

 Erkek çocuğu annesine çok düşkün, çok aşık oluyor. Kimseden duymadığım romantik sözleri oğlum Nejat’tan duyuyorum, aramızda çok özel bir bağ var.

Çocuktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. İyi ki de olmuyor. Altını değiştirmek, beslemek, değilmiş asıl olay..

En kötüsü annenizi en iyi anladığınız dönemde onun hayatta olmaması. Fatih Akın’la çalışırken, Almanya’daki çekimlere Nejat’ı bırakıp gittim. Daha 1 yaşını yeni geçmişti. 3. gün ağlama krizine girdim.





‘Aptal sarışın rolü yapıyoruz’

30 10 2009

aptal-sarisin-rolu

Bir reklam filmiyle geri dönen Esra – Ceyda kardeşler, yine gündeme geldiler.

Esra-Ceyda Ersoy kardeşler Show TV’deki ‘Şarkı Söylemek Lazım’ yarışmasıyla şöhret olmuştu. Bir yıldır ekranlardan uzak kalan kardeşler bir reklam filmiyle döndü

SARIŞIN APTAL OLDUĞUMUZU SANANLAR ÇOK YANILACAK
Ersoy “Reklam filmlerinden 30 bin TL, dizilerden bölüm başına 10’ar bin TL talep ediyoruz. Sinema filmi için fiyat belirlemedik. Programlara ise bedava çıkıyoruz” dedi. Ceyda Ersoy ise “Sarışın aptal olduğumuzu sananlar çok yanılacak. İyi kazanıyoruz” dedi.





9 metreden BETONA çakıldı ama ölmedi

19 10 2009

ABD’nin California eyaletinde, 9 metre yükseklikten beton ve taşların üstüne düşen bebek, ufak-tefek yaralarla kurtuldu.

bebek

Yetkililerin verdikleri bilgiye göre, 3 katlı binadan düşen 22 aylık erkek bebek, yerde ağlarken bulundu. Bebeğin sadece karnında bir kesik, kafasında şişlik ve akciğerinde bere olduğu belirtildi.

Bebeğin, açık bir pencerenin önündeki eşyaların üzerine tırmandıktan sonra camdan aşağı düştüğü tahmin ediliyor.





Travesti ve transseksueller açılım istiyor

17 10 2009

Ankara’da ”transseksüelliğin ruhsal bozukluklar arasinda sayilmasi” protesto edildi. Protestocular, ”Transseksüel açilimi istiyoruz” dövizleri taşidi.

ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”ANKARA – Yüksel Caddesi’ndeki Özgürlük Aniti önünde toplanan ve ”Transseksüel açilimi istiyoruz”, ”Hasta değil travestiyiz” yazili dövizler taşiyan gruptakiler, bir süre sloganlar atti.

 

Grup adina yapilan açiklamada, Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 1973 yilinda, Dünya Sağlik Örgütünün de 1990 yilinda eşcinselliğin ruhsal bozukluklar listesinden çikarilmasina karar verdiği ancak transseksüelliğin hala ruhsal bozukluk kategorisinde değerlendirildiği belirtildi.

Amerikan Psikiyatrlar Birliğinin 2012′de, Dünya Sağlik Örgütünün ise 2014′de ruhsal bozukluklar listesini yeniden gözden geçireceği ifade edilen açiklamada, bu nedenle dünyanin bir çok ülkesindeki eşcinsel örgütlerinin bu tarihlere kadar eylemler düzenleyeceği bildirildi.

Türkiye’de eşcinsel bireylerin hayatin her alaninda şiddet ve ayrimcilikla karşilaştiği ifade edilen açiklamada, şunlar kaydedildi: ”Insanlari varoluşlari yüzünden ayiran, baskilayan, ötekileştiren özel ve kamusal alandan dişlayan ve en temelde transfobiyi yaratan ve besleyen heteroseksist erkek egemen sistemin kendisi hastaliklidir. Sistem, bizleri sağlikli ya da sağliksiz bulmaya hakki olduğunu düşünmektedir. Bunu reddediyor ve eşitsizliklerin ortadan kaldirilmasini talep ediyoruz.”





8 yaşında cinsiyet değiştiriyor

15 10 2009

4 yaşındayken ailesine “Ben bir kızım” demiş!

onann

Josie Romero 8 yaşında bir çocuk. Ama o diğer çocuklardan çok farklı. Nedeni ise bu yaşta cinsiyet değiştirmesi. ABD’de 8 yaşındaki bir çocuğun cinsiyet değiştirip değiştirmemesi büyük bir tartışma konusu olurken, Josieh’nin ailesi hikayelerini basın mensuplarına anlattı.

Joise, daha çok küçükken erkeklerin beğendiği renkleri beğenmiyordu ve pembe renkli herşeye bayılıyordu. Kız çocuklarının saç örgülerini ise çok seviyordu. Zaman geçti ve Josie 4 yaşındayken ailesini şoke eden açıklamayı yaptı: “Ben bir kızım”

Josie’nin annesi Vanessia, Daily Mail’e verdiği demeçte, Josie’nin kendilerine “Ben bir kızım” açıklamasını yaptıktan sonra şoke olduklarını söylerken, Josie’ye 6 yaşında çift cinsiyetli olduğu teşhisinin konulduğunu belirtti. Anne Vanessia, bu olayı kabullenmenin başlarda zor olduğunu kaydederken, eşinin başlarda çok üzüldüğünü de dile getirdi. Vanessia, Josie’nin en favori oyununun kendi şal ve eşarplarını etek haline çevirip giymek olduğunu ifade ederken, “Babası artık onunla koşmaya gidemeyecek” dedi.

Daily Mail





Gökçek’le ilgili şok iddia !

8 10 2009
Ankaraspor niye düşürüldü? Gökçek neyin peşinde? Erdoğan’a ne dediler? Bu iddia gündeme bomba gibi düştü. İşte konuşulanlar;
tay
Ankaraspor önceki gün resmen ligden düşürüldü. Nedeni ise “bir ligde aynı güç tarafından iki takımın yönetilemeyeceği” şeklinde açıklandı.

Peki gerçek sebep bu mu? Ankaraspor ardından dönen siyasi oyunlar neler?

Tüm bu soruların cevaplarını Güneş Yazarı ve Turktime Yönetim Kurulu Başkanı Talat Atilla dün akşam Flash Tv Anahaber’de açıkladı. Talat Atilla Ankaraspor’un ligden düşürüleceğini bu olaylar hiç gündemde yokken yazmıştı.

ANKARASPOR NEDEN DÜŞÜRÜLDÜ?

Atilla’ya göre bazı vekiller Tayyip Erdoğan’a “Gökçek başbakanlığa oynuyor, lojistik destek yapıyor” diye uyarıda bulunuyorlar. Sonrasında ise Federasyon Ankaraspor’u ligden düşürme kararını veriyor.  

PATRONA DUYURALIM

Talat Atilla’nın iddiaları şöyle:

“Ramazan ayında Filistin Caddesi’nde bir başbakan yardımcısı birkaç milletvekili ile bir araya geldi. Burada Melih Gökçek’in fırsat bulursa başbakanlığa oynayacağı ve bunun için lojistik destek yaptığı konuşuldu. Bu olayı patrona (Tayyip Erdoğan) duyurmaya karar verdiler. Hemen kısa bir süre sonra Federasyon malum kararı verdi. Dün de tamamen düşürüldü.

GÖKÇEK SİZİNLE (ERDOĞAN’LA) YARIŞIYOR

Erdoğan’a önemli bir milletvekili; “İstanbul’da İstanbul Büyükşehirspor, bir de Kasımpaşa spor var. Burada bir Ankaraspor vardı, bir de Ankaragücü eklendi. Her şeyiyle sizinle yarışıyor” şeklinde bir görüş beyan etmiş. Tüm bunların toplamına bakarsak burada bir siyasi iade olduğu açık… Zaten siyasi irade olduğunu bizzat Melih Gökçek söylüyor. Türkiye’de de siyasi iradenin ne olduğu ortadadır.”

GÖKÇEK AKP BAŞKANLIĞINA VE BAŞBAKANLIĞA OYNUYOR

Atila sözlerine şöyle devam etti:

“Gökçek’in bir niyeti var mı yok mu o ayrı konu ama Ankara’da konuşulan, Başbakan’a iletilen, altı çizilen nokta Gökçek’in uygun bir zeminde AKP Genel Başkanlığına, başbakanlığa oynadığı, AKP’nin kapatma ihtimali olursa Gökçek’in etkisi altında bulunan 40-50 milletvekili ile bir yapılanmanın tezahür edeceği.”





Hepimiz travestiyiz

30 09 2009

Kimileri AKP ile Türkiye’nin demokratikleştiğini düşünüyor, oysa gündelik hayat bunun tam aksini gösteriyor bizlere.

orayegin

Akşam yazarı Oray Eğin, İstanbul’da polsin eşcinsel ve travestilere karşı başlattığı operasyonları ‘Hepimiz travestiyiz’ başlıklı bir yazı yazarak eleştirdi. Eğin, son dönemde eşcinsellere karşı başlatılan yaptırımların, AKP’nin yarattığı ‘kültürel iklime’ denk düştüğünü söylüyor…

DEMOKRATİKLEŞMEDİK
Birkaç sene önce travestilerin şov yaptığı bir gece kulübünün kapanmasının üzerinde yeteri kadar durmadı basın. Oysa Huysuz Virjin’in ekranlardan uzaklaşmasıyla beraber aynı döneme denk geliyordu. Bir ara da ‘He’s a Lady’ diye erkeklerin kadın kılığına girip, kadınların dertlerine ortak oldukları bir yarışma yapılacaktı. O da çekimleri tamamlanmasına rağmen bir türlü yayına verilmedi.

Hepsinin ortak özelliği AKP Türkiye’sinin değişen kültürel iklimine denk düşmeleri. Kimileri hala büyük bir yanılsama ve ısrarla Türkiye’nin demokratikleştiğini düşünüyor, oysa gündelik hayat bunun tam aksini gösteriyor bizlere.

12 EYLÜL’DEKİ YASAKLAR GİBİ
Daha evvel Fatih Ürek ve Kuşum Aydın’ın kıyafetlerindeki ‘balans ayarı’ dikkatimi çekmişti. Frapan sahne kostümleriyle tanınan iki sanatçı, bu aralar maskülen kıyafetlere yönelmişlerdi. Bir süre sonra TRT’nin kendilerine ambargo koyduğunu açıkladılar. 12 Eylül’deki yasaklar gibi iki sanatçının TRT’ye çıkmaları engellenmiş şimdi. Dahası, Aydın RTÜK baskısıyla programından olmuştu…

TRAVESTİLERİN GÜNLÜK YAŞAMI KISITLANMIŞ DURUMDA
Eşcinsel örgütleri bir süredir basını mail bombardımanına tutuyor ve yaklaşan bir tehlikeden dolayı kıyametin kopmasını bekliyor. Oysa pek aldırış eden yok… İstanbul’un yeni emniyet müdürü Hüseyin Çapkın polise performansa dayalı prim sistemi getirdiğinden beri travestiler ve transseksüellerin günlük yaşamı kıstırılmış durumda.

DIŞARI ÇIKMAYA KORKUYORUZ
Bakın bir travesti ne anlatıyor: ‘Bir keresinde kuafördeydim, çıkartıp karakola götürdüler. Kabahatlar Kanunu’na göre çevreyi rahatsız etmekten 69 TL para cezası kestiler. Başka sefer et ve ekmek almış gidiyordum, yine ceza kestiler. Bir günde iki tane kestikleri de oldu. Bazı tutanaklara imza atmadım, bazılarına attım. Korkuttular beni. Şiddet kullanıyorlar, aileyi işin içine karıştırıyorlar. Artık dışarı çıkmaya korkuyoruz.’

KADIN KILIĞINDA DOLAŞAN ERKEKLER
Bir dönem ÖDP saflarından siyasete atılan Demet Demir’in anlattıkları da ilginç. Demir, ceza kesen polislerin ‘Yakında İstiklal Caddesi’ne bile çıkamayacaksınız’ dediğini iddia ediyor: ‘Birçok arkadaşın psikolojisi bozulmaya başladı. Eve hapsolmuş durumdalar. Yolda yürümek, alışveriş yapmak kabahat mi? İki arkadaşa ceza kesmişler. Tutanağa da kadın kılığında dolaşan erkekler diye yazmışlar. Bayramdan sonra savcılıklara hem Çapkın hem ceza yazan polisler hakkında suç duyurusunda bulunacağız.’

ESKİ İSMİYLE HAYATINI SÜRDÜRECEKMİŞ
Gece hayatında sık gezenlerin tanıdığı meşhur biri vardır: Gamze Cosmopolitan. Bu iddialı ismin sahibi yıllarca çeşitli gece kulüplerinde yöneticilik, işletmecilik yapan, eğlenceli biridir. Önceki gün haber geldi artık eski kostümü ve eski adıyla değil, doğumda verilen ismiyle hayatını sürdürecekmiş. Uzun zamandır iş bulamıyormuş. En son kendisine kesilen 69 TL’lik cezadan sonra da kesin kararını vermiş. Şimdi onu gece hayatından tanıyanlar gündüz gördüklerinde ufak bir şaşkınlık yaşayıp kim olduğunu çıkartamıyorlar.

ŞAPKA KANUNU GİBİ
Polise bu prim sistemi gelene kadar sokakta kadın kıyafetiyle dolaşmaktan dolayı ceza kesileceğini hiç kimse aklına getirmezdi… Tıpkı şapka kanunu gibi, bu kanunun da yazılan ama uygulanmayan, gerici, geçmişe ait bir madde olduğu düşünülürdü.

İstanbul Emniyet’inin acilen prim peşindeki polisin travestilere zulüm uygulamasına varan bu kanunla ilgili açıklama yapması gerekiyor. Bugüne kadar başarılı bir polis portresi çizen Çapkın’ın bu konuda duyarlılık göstermesi şart.

BU ZULÜM HEPİMİZE YÖNELEBİLİR
Yasalardaki boşluklardan yararlanmak, eskiden konmuş ve bugün geçerliliğini yitirmiş kimi kanunları yürürlüğe koyup sokakta geçen insanlara ceza kesmek de faşizmin bir yüzüdür. Metropol, içinde herkesin huzur içinde barınabileceği bir yerleşim alanı olmalıdır. Buna travestiler de dahildir. Bugün travestilere yapılan zulüm, yarın pekala bir başkasına yönelebilir…





Türkiye’de 7 milyon kişi eşcinsel !

29 09 2009

Türkiye’de 7 milyon kişinin eşcinsel olduğu iddia ediliyor

escins

Akşam gazetesinnden Nagehan Alçı, ILGA’nın (Uluslararası Gey ve Lezbiyen Federasyonu) genel sekreteri Kürşad Kahramanoğlu ile konuştu.. Alçı röpottajının başında şunları yazmış:

“Ondan çok şey öğrendik. ‘Gay’ değil, ‘gey’ olarak yazıldığını örneğin. Ya da  ‘İbne’ kelimesi üzerine dünyada yaşanan tartışmaları, ‘eşcinsellerin kendilerini ne kadar erkek gördüklerini’. Ve daha fazlasını..”

İŞTE O RÖPORTAJ

İki polis memurunun eşcinsel görüntüleri ortaya çıktığı için mücadele etmek yerine apar topar istifa etmeleri ne anlama geliyor?

Kendiliklerinden istifa ettiklerine inanmıyorum. Bence onlar istifa etmeye ikna edildiler. Ama benim o haberle ilgili dikkatimi çeken başka bir şey var. Olaya tepki gösteren, Emniyet Genel Müdürlüğü adına konuşan bir adam vardı, o ‘Böyle bir şey olamaz’ diyemiyor, ‘AB’ye gireceksek bu normal olabilir’ diye geveliyor. Eşcinselliğin insan hakkı olarak kabul edildiği ülkelerde böyle bir açıklama yapanı bir saat bile görevde tutmazlar. 

Kağıt üzerinde memurların eşcinsel olmasının bir engel teşkil ettiğine dair bir ibare var mı?

Hayır, hiçbir engel yok. ‘Yüz kızartıcı suçlar’ listesinde insanların cinsel hayatları ile ilgili bir şey yok. Bence burada sorun politik iktidar. Politikası icabı ülkede yarattığı bir atmosfer var. AKP tutucu bir parti. O nedenle bunu değiştirmesine imkan yok. 

Sadece AKP değil ki! CHP iktidarda olsa durum farklı mı olurdu?

Herhalde olmazdı ama şimdi CHP’den biraz farklı sesler gelmeye başladı. En son bir toplantıda CHP’li bir vekil eşcinsellik konusunda çok hassas olduklarını söyledi. ‘Peki ya Deniz Baykal?’ diye sorduk. ‘Tutumunu duysanız çok şaşırırsınız’ dedi.

Baykal eşcinsel hakları konusunda ne diyormuş?

Bilmiyorum ama CHP’de değişim olsa da Türkiye’de genelde politika tutucu. DTP dışında programında eşcinsellerle ilgili ibare geçen parti yok. 

Anayasanın 10. maddesinde eşcinsellere yönelik bir değişiklik yapılması isteniyordu.

Evet, ama tartışmalara bakarsak pek umut yok. 10. madde anayasal güvence altına alınan hakları içeriyor. Bu maddeye bir şey eklemek istiyor eşcinseller: Cinsel kimlik yüzünden insanların ayrımcılıkla karşılaşmaması.

Bu eklenirse ne değişecek?

Eşcinsel hareket yoluna daha güvenli devam edecek. ‘Benim anayasal güvencem var, şimdi diğer değişikliklere gelelim’ denecek. 

Türkiye’de eşcinselliğe karşı ilginç bir yaklaşım var. Zeki Müren örneğin. Üzerinden buram buram aktığı halde açık açık ‘eşcinselim’ demediği için ‘hoşgörülürdü’.

O dönem için bu yeterli olabilirdi ama artık değil. Bir de bizim sistemimiz söylenmediği takdirde eşcinselliğe çok müsait bir ortam yaratıyor zaten. 

Nasıl?

Kadınlar ve erkekler özellikle cinsiyetlerini keşfettikleri yıllarda hemcinsleriyle sosyalleştiriliyor. Erkek çocukları bir yatakta, kız çocukları bir yatakta yatırılıyor. Bu da şayet varsa eşcinselliğin saklanmasını kolaylaştırıyor. İki yüzlülük ailede başlıyor. 

Lezbiyen oranı daha az mı?

Evet, istatistikler de öyle söylüyor ama bunun çeşitli etkenleri olabilir. Kızları hemen everiyorlar bir kere! Zaten evlenince geçer biliyorsunuz!

Türkiye’de yaklaşık kaç eşcinsel olduğunu bilebilir miyiz?

Evet, aşağı yukarı yüzde 10 gibidir. Yedi milyon kadar. Mesela Brezilya’da anket yapılmıştı, toplumun yüzde 4,5’u erkek eşcinsel, yüzde 3,2’si kadın eşcinsel çıkmıştı. 

Türkiye’de geylerin çoğunun biseksüel olduğu söylenir. Öyle mi?

Hayır, biseksüeller aslında çok ufak bir azınlıktır. Eşcinseller baskı altında orta yol gibi gördükleri için ‘biseksüelim’ diyebiliyor. Daha ciddi bir sorun da Türkiye’de eşcinsellerin baskı sonucu ikna olması. Yani heteroseksüel olmaya zorlanması. Böylece ortaya kendinden nefret eden insanlar çıkıyor. Bunlardan çok var. Çevrenize bir baksanız…Ünlü isimler…

Kim mesela?

İsim vermem. Cinselliğini kendi arzusu ile başkalarıyla paylaşmak istemeyenleri açık etmek doğru değil ama bu şahıs toplumda sorumluluğu olan veya bir rol modeli ise o ayrı konu. Ortaya çıkmalılar. Oysa mesela kaç tane gey popstar biliyorsunuz Türkiye’de?

Gazeteciler örneğin… Toplumu sürükleyebilecek isimler var, biliyoruz. Neden büyük medyada ‘ben’ üzerinden yazmıyorlar?

Yazamazlar. Bunu yaratacak ortam yok. Mesela Hürriyet bu işi o kadar kötü yapıyor ki! Bir kere daha ‘gey’ yazmayı öğrenememiş, ‘gay’ diyor. Buradaki eşcinsel hareket 15 yıldır bununla uğraşıyor!

Eyvah! Ben de geçen haftaki yazımda yanlış yazmışım, kendimden utandım!

Bu politik doğruculuk değil. Mücadele olacaksa mücadelenin özneleri ile beraber olmalı! Eşcinseller olmadan eşcinsel mücadelesi olur mu? Mesela Taraf Gazetesi. Göstermelik Ermeni yazar alıyor, göstermelik başörtülü yazar alıyor. Neden bir tane gey yazarı yok? Ahmet Altan o kadar güzel aşk romanları yazıyor, neden eşcinsel aşkı anlatmıyor?

Bilmediği içindir belki?

Olmaz öyle şey! Cinayet romanı yazanlar cinayeti yaşayıp mı yazıyorlar? Her konuda yazması gerekmez mi? O, Yasemin Çongar, Murat Belge.. Dünyayı bilen insanlar. Ama eşcinsellik üzerine hiçbir şey yazmıyorlar. 

E böyle homofobik bir ortamdan çıkan bir yazarın ‘eşcinsel sevişme okumaya hazır değilim’ demesi tasvip edilecek bir şey olmasa da normal değil mi? Neden herkes Feyza Hepçilingirler’e saldırıyor?

Doğru haklısınız ama bu saydığım isimler neyin doğru olduğunu bildikleri halde yapmıyorlar. Zannediyor musunuz ki bir tek ordu ve AKP homofobik? Onlar sadece daha dürüst!

Muhafazakarlık ve eşcinsellik arasında nasıl bir ilişki var?

Muhafazakarlık eşcinsellerin kendilerini ifadelerini zorlaştırıyor. Dindarlık belli kalıplara hapsediliyor. Bir dindar da çıkıp ‘İslamiyet’te bu konuya yaklaşım o kadar da katı değil’ demiyor. 

Değil mi hakikaten? Başörtülü bir lezbiyen olabilir mi mesela?

Olabilir hatta var. Bursa’daki LGBT grubunun bir üyesi vardı böyle. Cinselliğin başınızı örtmenizle ilgisi yok. 

Öyle ama Müslüman kimlik dominant olursa cinsel imliği bastıramaz mı?

Çevre dolayısıyla bastırabilir. Mesela AKP’li çevrelerin içinde olan insanlar var, ‘kedimizi ifade etmek için tüm hayatımızdan vazgeçmemiz gerekir’ diyorlar. 

Askerlik meselesine gelelim… Eşcinselliğini kanıtlayıp, askerlikten muaf olmak geyleri rencide ediyor mu?

Bazıları ‘ben eşcinselliğimi gizlemeden askerlik yapmak istiyorum’ diyor. Bazıları ise ‘zaten ayrımcılığa tabii tutuluyoruz, bari askerlikten yırtalım’. 

Ama yırtma şekli kırıcı değil mi?

Tabii, belge istiyorlar. Yani seksi fotoğrafı ya da video. Bir de test yapıyorlar ve ‘seksüel psikolojik bozukluk’ tanısı koyuyorlar. Oysa böyle bir hastalık yok!

Bir de muayene var değil mi?

Evet ama bunu fiziksel muayene ile anlamanın yolu yok. Bekaret gibi değil ki! Hepsi eşcinselleri üzmek için yapılan şeyler!

Öyle mi? Bekaret testi gibi anlaşılmaz mı?
Yok canım. Anlaşılacağını söyleyen doktorlar var ama ona bakarsanız eşcinselliğin tedavi edileceğini de söyleyen var. Test deseniz, bir alem! Mesela sorulardan biri şu: sokağa tükürür müsünüz? Tabii eşcinsel çok efendi olur tükürmez, tükürürsen hakiki erkeksin!

Belge meselesine gelelim..

O da ayrı mevzu. Bizim ordu dünyanın en büyük pornografik albümüne sahip. Çünkü o belgeleri kayıt diye tutuyorlar. Üstelik bir de eşcinsel kabul edilmek için pasif durumda olmak lazım. Öteki kabul edilmiyor!

BİZ ‘DAHA AZ ERKEK’ DEĞİLİZ

Geyler kendilerini ‘daha az erkek’ olarak görürler mi?
Hayır, bilakis! Bu da çarpıklıklardan biri! Kendini daha az erkek görenlere
biz transseksüel diyoruz. 

Kastettiğim şu: ‘Erkek ol!’ derken ‘İbne olma!’ demek istenir. Eşcinseller kendilerini böyle görmüyorlar, öyle mi?

Hayır ama bazılarında bu nedenle kendinden nefret sendromu oluşuyor. Mesela Huysuz Virjin denen insan. Bir kere gey, ikincisi transseksüel rolü ile star oldu, buna rağmen çıkıp ‘ibneleri sevmem, hiç güven olmaz onlara’ diyor. 

‘İbne’ lafı sizi rahatsız ediyor mu?

Evet, çünkü küfür gibi kullanılıyor, oysa ibne Arapça küçük kız demek. 

Eşcinseller kendi aralarında ibne demiyorlar mı?

Türkiye’de anlam olumsuz ama mesela İngiltere’de bir akım ibnenin
karşılığı olan ‘queer’e iade-i itibar yapmak için mücadele verdi.

İKİ ERKEK OLUNCA SEKS DAHA KOLAY

Bir yandan gey kulüpler açılıyor, İstanbul’un iyi bir gey metropolü olduğu söyleniyor, diğer taraftan bunlar…

Geyliği sadece sekse indirgerseniz doğru, burası bir cennet. Ama o kadar değil ki.

Gey denince akla ‘kötü yola düşmüş’, alkolik, herkesle yatıp kalkan insanlar geliyor. Neden?

Herkesin beş, on gey tanıdığı var ve böyleler mi? Hayır, demek ki bu bir imaj. Bir önyargı ve ötekileştirme metodu.

Evet, medya da bu karikatürün oluşmasına katkıda bulunuyor ancak öte yandan benim tanıdığım eşcinsellerin partner değiştirme hızı heteroseksüellerden fazla. Bunun sebebi ne?

Bir senelik eşcinsel ilişki yedi senelik heteroseksüel ilişkiye eşit. Çünkü o ilişkiyi yaşamak çok zor, çok kısıtlısınız var. Bir düğüne, bayramda el öpmeye heteroseksüeller göğüslerini gere gere partnerlerini götürüyorlar ama biz götüremiyoruz.

Eşcinsellerin daha kolay seks yaptığı doğru mu?

Bu sadece erkek eşcinseller için geçerli. Bu, kadın – erkek arasındaki farktan kaynaklanıyor. İki erkek olunca çok daha kolay. Erkekler her istedikleri zaman kadınlarla ilişkiye girebilseler farklı olmayacak.





CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

29 09 2009

HÜKÜMET SÖZCÜSÜ CEMİL ÇİÇEK AÇIKLADI

CUM

Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek Bakanlar Kurulu Toplantısı sonrasında yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 5 yılda bir yapılacağını ve Cumhurbaşkanı’nı halkın seçeceğini söyledi.





Bak sen şu bebeke !!!

23 09 2009
Endonezya’da dünyaya gelen bebek tam 8 kilo 700 gram ağırlığında. Çok güçlü bir sesi var, sürekli bağırıyor ve karnı hiç doymuyor…

Endonezya’da 8 kilo 700 gram ağırlığında bir bebek dünyaya geldi. Bebek ülkenin en ağır bebeği olma unvanını da ele geçirdi.

Doğumu yaptıran doktorlardan Binsar Sitanggang, henüz adı koyulmayan bebeğin Kisaran hastanesinde önceki gün sezaryenle dünyaya geldiğini, doğumun bebeğin kilosu nedeniyle son derece zor olduğunu belirtti.

ÇOK GÜÇLÜ BAĞIRIYOR VE SÜREKLİ AÇ

Boyu 62 santimetre olan bebeğin durumunun iyi olduğunu söyleyen doktor, “Gerçekten olağanüstü bir bebek. Diğer bebeklerden çok daha güçlü bir sesle bağırıyor ve sürekli aç” dedi.

ANNESİ ŞEKER HASTASI OLDUĞU İÇİN

Doktor, bebeğin annesi Ani’nin (41) hamileyken doktora gitmediğini belirterek, annenin şeker hastası olması nedeniyle bebeğinin çok kilolu dünyaya gelmiş olabileceğini ifade etti.

Bu bebeğin, 235 milyon nüfuslu ülkenin en şişman bebeği olduğu tahmin ediliyor. Önceki “en şişman bebek” 2007′de dünyaya gelmişti. Bu bebek 6 kilo 900 gram ağırlığındaydı.