“Türkiye’nin kontrolünde 40 nükleer bomba var”

30 07 2009
“Türkiye’nin kontrolünde 40 nükleer bomba var”  
NATO, Türkiye’de bulunduğu iddia edilen nükleer silahları sahiplenmedi. Öte yandan Amerikan Bilim Adamları Federasyonu ve İtalyan Silahsızlanma Bilim Adamları Birliği başta olmak üzere çeşitli kaynaklarca, 2009 yılı itibariyle Türkiye’de İncirlik üssünde 90 nükleer bombanın bulunduğu iddia edilirken, bunların 50’sinin ABD ve 40′ının evsahibi ülke (Türkiye) kontrolünde olduğu ileri sürülüyor.

Appathurai, NATO bünyesinde faaliyet gösteren Nükleer Planlama Grubu’nun “NATO müttefiklerinin bulundurduğu nükleer silahların güvenlik standartlarının belirlenmesine, diğer uzmanlık alanlarına ve finansmanına katkı sağlayarak bunların korunmasını güvence altına aldığını” belirtti.  NATO’nun bunun dışında nükleer silahlarla ilgili bir sorumluluğu olmadığını anlatan Appathurai, “Nükleer silahlar üye devletlerin kendilerine ait.  Bundan anlayacağınız (NATO üyelerindeki nükleer silahlar) Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın kapsamına giriyor. Bu nedenle bunlar nükleer silaha sahip olduğunu deklare etmiş ülkelere ait” diye konuştu.  ABD nükleer silahlarına evsahipliği yaptığı iddia edilen NATO üyeleri Türkiye, Belçika, Hollanda, Almanya ve İtalya, 1968 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulunda görüşülerek imzaya açılan ve 1970 yılında yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın kısa sürede parçası olmuştu.  Türkiye, 1 Ocak 1967 tarihinden önce nükleer silah ve patlayıcıya sahip olan ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin’in “nükleer silah sahibi ülkeler” olarak kabul edildiği söz konusu anlaşmayı 28 Ocak 1969 tarihinde imzalamış ve 28 Kasım 1979 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile onaylayarak taraf ülke haline gelmişti.
Anlaşma uyarınca nükleer silah sahibi taraf ülkeler, nükleer silah sahibi olmayan ülkelere nükleer silah veya diğer nükleer patlayıcıları temin etmeleri ve yapmaları için yardımda bulunmamayı taahhüt ederken nükleer silah sahibi olmayan taraf ülkelerin bu silah ve patlayıcıları temin ya da imal etmemeleri gerekiyor.

TÜRKİYE’DE “TAKTİK NÜKLEER SİLAH” İDDİASI
Amerikan Bilim Adamları Federasyonu ve İtalyan Silahsızlanma Bilim Adamları Birliği başta olmak üzere çeşitli kaynaklarca, 2009 yılı itibariyle Türkiye’de İncirlik üssünde 90 nükleer bombanın bulunduğunu iddia edilirken, bunların 50’sinin ABD ve 40′ının evsahibi ülke (Türkiye) kontrolünde olduğu ileri sürülüyor.
Uluslararası kaynaklara göre Türkiye’de daha önce Balıkesir ve Akıncı üslerinde tutulan nükleer silahlar ise 1996 yılında geri çekildi.  Bilim adamlarının Avrupa’daki Amerikan nükleer silahlarıyla ilgili hazırladıkları raporlarda, ABD’nin Türkiye’daki 90 “taktik nükleer silah” dışında Belçika’nın Kleine Brogel, Hollanda’nın Volkel ve Almanya’nın Büchel hava üslerinde 20′şer ve İtalya’nın Aviano hava üssünde 50 nükleer silah bulundurduğu iddia ediliyor. Yunanistan’ın Araksos üssündeki nükleer silahların ise 2001 yılında ABD tarafından tamamen geri çekildiği belirtiliyor. Bu durumda ABD’nin Avrupa’daki toplam 200 nükleer bombasının yarısına yakınına Türkiye evsahipliği yapıyor.
Nükleer silahlarla ilgili uluslararası raporlarda, ABD’nin 2005-2008 yılları arasında Almanya’dan 130, İngiltere’den 110 ve İtalya’dan 40 nükleer silahı geri çekerken Türkiye, Belçika ve Hollanda’daki nükleer cephanenin sabit kaldığı ileri sürülüyor.

 
NATO, Soğuk Savaş döneminde Sovyet tehdidine karşı Türkiye, Belçika, Hollanda, Almanya ve İtalya’ya yerleştirildiği iddia edilen nükleer silahları sahiplenmedi.

NATO Sözcüsü James Appathurai, düzenlediği basın toplantısında, Belçika Senatosunun Avrupa’daki nükleer silahları tartıştığının hatırlatılması üzerine “NATO’nun hiçbir nükleer silahı yok. Nükleer silahlar üye ülkelere ait. NATO komutasında hiçbir (nükleer) silah yok” dedi.

BELÇİKA’DA NÜKLEER SİLAH TARTIŞMASI
Belçika’da nükleer silahların yasaklanmasını öngören bir yasa tasarısının Senatoya getirilmesi, siyasi arenada hararetli tartışmalara neden oluyor.  Sosyalist üye Philippe Mahoux tarafından Senatoya sunulan yasa tasarısında, ülkede bulunan ABD nükleer bombalarının yasaklanması isteniyor.  Belçikalı senatör Mahoux, “nükleer silahlardan arındırılma ile NATO’ya sadakat konularının tezat oluşturmadığını” savunurken, sunduğu yasa tasarısının NATO ve ABD’de yol açtığı rahatsızlığın bilincinde olduğunu, bu tasarının kolaylıkla onaylanacağına inanacak kadar “saf olmadığını” belirtiyor.  Belçika’daki tartışmalarda, nükleer silah stoklarından vazgeçilmesi iradesinin NATO anlaşmaları ve yükümlülükleri çerçevesinde mümkün olmadığını, “dayanışma” gerektiğini, “Avrupa’nın nükleer silahsız savunulamayacağını”, sunulan yasa tasarının “iyi bir fikir” olarak görülmediğini söyleyenler arasında, Liberal Senato Başkanı Armand De Decker de bulunuyor.  De Decker, “Pakistan’da iktidarın ve dolayısıyla nükleer silahların Taliban’ın eline geçmesi halinde, Avrupa’da konuşlandırılan nükleer silahların caydırıcı olacağı” örneğini veriyor.
Yasa tasarısına muhalifler, Belçika’nın dünyanın en önde gelen silah üreticileri ve ihracatçıları arasında yer aldığını, NATO’nun Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı (SHAPE) ve Genel Merkezinin Belçika’da bulunduğunu da hatırlatıyor.

NATO’YA GÖRE “NÜKLEER CAYDIRICILIK” POLİTİKASI DEĞİŞMEDİ
NATO Sözcüsü James Appathurai, NATO’nun nükleer caydırıcılık politikasının değişmediğini vurgulayarak, “Buna göre NATO üyelerinin güvenliğinin sağlanması ve caydırıcılık için konvansiyonel silahlar yanında asgari düzeyde nükleer kapasite bulundurulması zorunlu” dedi.
Appathurai, NATO’nun yeni stratejik belgesi hazırlanırken nükleer politikasını gözden geçirebileceğini fakat “bugüne dek hiçbir üye ülkeden (nükleer politikada) hiçbir değişiklik talebinin gelmediğini” ifade etti.




Uzaylı’ya hapis şoku

25 07 2009

Uzaylı’ya hapis şoku 
 

Bülent Ersoy, Mustafa Topaloğlu’nun “Bülent dünya çapında yıldız olacaktı ama önünü kestiler” sözlerine karşılık açtığı davayı kazandı. Topaloğlu, 3 ay hapis yedi, ceza paraya çevrildi. Uzaylı türkücü Mustafa Topaloğlu’nun Bülent Ersoy hakkında söylediği “Bülent dünya çapında bir yıldız olacaktı ama önünü kestiler” sözleri başına iş açtı. Bu söz üzerine Topaloğlu hakkında Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı’na başvuran Ersoy, 100 bin TL’lik tazminat davası açmıştı. 1,5 yıldır süren davanın dün Kadıköy 3′üncü Sulh Mahkemesi’nde son duruşması görüldü. Duruşmaya Ersoy yerine avukatı Aydın Kurban katıldı. Karar duruşmasında mahkeme basın yoluyla hakaret suçundan Topaloğlu’nun 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Sabıkası olmaması nedeniyle bu ceza bin 790 TL’lik paraya çevrildi. Ersoy “Benim onur ve haysiyetime saldırıda bulundu” diyerek Topaloğlu hakkında bir de 100 bin TL’lik manevi tazminat davası açmıştı. Bu dava ise hala sürüyor.





Fuhuş raporunu Bağış’a anlattı

15 07 2009

Devlet Bakanı Egemen Bağış, Milli Gün resepsiyonunda ‘’Travesti sürprizi’’ yaşadı. Travesti Okşan Öztok, bakan Bağış’ın elini, iki avucunun içine alıp sohbet etti.

oksan

ANKARA- Devlet Bakanı Egemen Bağış, Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği tarafından düzenlenen Milli Gün resepsiyonunda ‘’Travesti sürprizi’’ yaşadı.  İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı travesti Okşan Öztok, bakan Bağış’ın yanına gidip kendisini tanıttı ve randevu istedi. Travesti Okşan’ın Bakanın elini avuçlarının içine alarak tutması da dikkat çekti.
Bakan Bağış’tan randevu isteyen Öztok, “Türkiye’de ekonomik krizle birlikte fuhuş arttı. Bu konu üzerine dernek olarak bir rapor hazırladık. Sizden randevu istedik alamadık” dedi. Bağış ise işlerinin çok yoğun olduğunu belirterek, “Görüyorsunuz. Sürekli yurtdışı ve görüşmeler nedeniyle zamanım kalmıyor” karşılığını verdi ve Okşan’ın yanından uzaklaştı.

OBAMA’NIN DA DAVETLİSİYDİ
Travesti Okşan, ABD Başkanı Obama’nın bu yılın Nisan ayında yaptığı Ankara gezisi sırasında TBMM’ye de gelerek Genel Kurul’daki konuşmasını locadan izlemişti. Ankara’daki travesti ve transseksüellerin sözcüsü olan İnsanca Yaşam Derneği’nin Başkanı Okşan Öztok, konuk listesine ABD’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından eklenmişti.

Travesti Okşan, ABD’nin Irak harekatı öncesi canlı kalkan olmak için, Irak’ın Ankara Büyükelçiliğinden vize de istemişti. Travesti Okşan 2002 seçimlerinde ise, Yeni Türkiye Partisinden milletvekili aday adayı olmuştu.





Kimlik arayışının tuvaldeki hali

13 07 2009

11trfs17tugba

Onları daha çok elinde çakılarıyla etrafa saldıran ya da saldırıya uğrarkenki görüntüleriyle tanıyoruz. Yanlarından geçtiğimizde kendimizi onlardan sakınmaya çalışırız. Onları “cinsellik” ile özdeşleştiririz. Bu yanlış algılamada medyanın da kuşkusuz payı büyük…

Toplumun dışına itttiğimiz, kendilerinden anlamsızca sakındığımız travestilerden biri olan Tuba Deniz Gören, 48 resimden oluşan ilk kişisel sergisi Arayış’ı Barış Manço Kültür Merkezi’nde açtı.
Hiç resim eğitimi almamış olan Gören, resim aşkı ile cinsel kimliğine ilişkin çelişkiyi aynı yıllarda yaşadığını söylüyor. O günleri şöyle anlatıyor: “Lisedeyken resim öğretmenimi çok seviyordum. Resme ilgim o zaman başladı. Belki de beni fark etmesi için resim yapmaya başladım. Bu tutkum yıllar boyunca devam etti. Cinsel kimliğimden dolayı okulu bitiremedim. Aynada kendimle hesaplaştığım yıllardı. Çevremden baskı geldi. Böyle olunca zincirleri kırmak istedim. Babama ayrılacağımı söyledim. 18 yıl geçti bir daha dönmedim.”
İlk sergisiyle bir arayış içinde olduğunu dile getiren Tuba, “Seçmiş olduğum kimliğimden dolayı ruhumun bedenime sıkıştığını düşünüyorum. Resimlerimde dikkat ederseniz hep tek ağaç var. Genel olarak da çıplaktırlar. Birtakım şeylerden yoksundurlar. Bu biraz da biz travestilerin dünyasıdır” diyor. 
“Bu resimlerle cinsel kimliğimle değil, sanatımla buradayım. Sözcüklere dökemediklerimi, anlatamadıklarımı resme yansıttım” diyen Tuba, şöyle devam ediyor: “Toplum bizi yanlış biliyor. Bizim içimizde de elbette adam kesen, şiddet yanlıları var ancak toplum içinde de cinayet işleyenler, cinnet geçirenler var. Bazı münferit olayları genelimize yansıtıyorlar. Bize farklı bakıyorlar. Oysa biz de onlardan biriyiz. Bazen toplumun içinde nasıl yürüyeceğime bile karar veremiyorum. Bunu yaşamayan anlamaz.”
Medyanın travestileri yanlış anlattığından yakınan Tuba, “Onlar için galiba resim sergisi açan bir travesti değil, Kadıköy’de birini bıçaklayan bir travesti daha önemli” diyor. Toplumdaki cinsellik tabusunun yıkılması gerektiğini dile getiren Tuba, insanların kadınlığa veya erkekliğe değil fikirlere ve düşüncelere önem vermesi gerektiğine dikkat çekiyor.





Kıçımı sallıyorum!

11 07 2009

K.çımı sallıyorum!
 
Yıldız Tilbe, Kanal D’de ekrana gelen Okan Bayülgen’in sunduğu Disco Kralı programına konuk oldu. Programın formatı gereği konuklarına farklı sorular yönelten Bayülgen, “Dans nedir ve siz neye iyi dans diyorsunuz?” diye sordu. Yıldız Tilbe, “Michael Jackson, Beyonce…” yanıtını verdi. Bayülgen’in “Sizin dansınız ileride nasıl kategorize edilecek?” sorusu stüdyoda gülüşmelere neden oldu. Yıldız Tilbe, “Hiçbir şekilde. Benim kategorizem yok” ifadelerini kullandı. Yerinden kalkan Okan Bayülgen, Yıldız Tilbe’nin anlamlandırılamayan hareketlerini taklit ederek, ekranları başındaki izleyicileri bir hayli güldürdü. Programın konuklarından genç şarkıcı Atiye, Tilbe’nin dansının farklılığını vurguladı ve onu motive etti. Yıldız Tilbe ise, “Zaten ben dans ettiğimi hiç iddia etmiyorum. Israrla bana ‘Senin dansının adı ne?’ diye soruyorlar. Ben dans etmiyorum. Müziğe uydurmaya çalışıyorum kendimi” diye konuştu. Yıldız Tilbe, Bayülgen bir melodi dinletip “Burada ne yapıyorsun?” diye sorunca, “Kıçımı sallıyorum” yanıtını verdi ve ayağa kalkıp Fatih Ürek’in bir şarkısı eşliğinde o meşhur dansını yaptı.





Bana siz diye hitap edeceksin

11 07 2009
Kendisine ‘sen’ diye hitap eden 13 yaşındaki Sevil Özkay’a imza vermeyen ve “Bana siz diye hitap edeceksin” diyen Bülent Ersoy ile hayranının annesi Fatoş Kara ve yanında bulunan arkadaşı Yasemin Tüzün, restoranın ortasında kavga etti. Karakolluk olan Ersoy ile karşı taraf, ayrı polis merkezlerine götürülerek ifadeleri alındı.
 




Sigaraya büyük zam

1 07 2009
  

 

Philip Morris Sabancı Sigara ve Tütüncülük Sanayi ve Ticaret A.Ş (Philsa), sigara ürünlerine zam yaptı.

Konuya ilişkin yazılı açıklamada, Philsa tarafından İzmir Torbalı tesislerinde üretilen ürünlerin perakende satış fiyatlarında, yarından itibaren geçerli olmak üzere yüzde 8,3 ile yüzde 18,2 arasında değişen oranlarda artış yapıldığı duyuruldu.

Konuya ilişkin yazılı açıklamada, Philsa tarafından İzmir Torbalı tesislerinde üretilen ürünlerin perakende satış fiyatlarında, yarından itibaren geçerli olmak üzere yüzde 8,3 ile yüzde 18,2 arasında değişen oranlarda artış yapıldığı duyuruldu.