Yalnız bir travesti nin son operası !

14 12 2009

Ali Cem Töroğlu’nun yönettiği Dar-ül Love, Garajistanbul’un farklılığını yine gösterdiği bir opera. Oyun kapalı toplumlarda travesti olmanın zorlukları üzerinden aşkı anlatıyor

Garajistanbul sahne sanatlarındaki yenilikçi anlayışıyla birbirinden farklı projelere imza atmaya devam ediyor.

Dar-ül Love, Ali Cem Köroğlu’nun tasarlayıp yönettiği, Murat İpek’in yazdığı, Kontrtenor Harun Ateş’in performansıyla izleyici karşısına geçtiği sıradışı yeni bir opera. Mayıs 2009’da ilk kez Rotterdam Opera Günleri’nde dünya prömiyerini yapan oyun, haziranda da Temps D’imagames Festivali’nde seyircilerden tam not almıştı. Garajistanbul’da sanatseverlerin karşısına çıkan Dar-ül Love’ ın müziklerini de Kapsül grubu yapıyor.

Ali Cem Köroğlu, “İnsan olmak, insanları ayrım yapmaksızın her şeyiyle sevmekten geçer,” önermesini gösterisinin tamamına yerleştirerek; bir travestinin İstanbul’un arka sokaklarında yaşadığı trajik olayları seyirciyle paylaşıyor. Ortadoğu’nun sırlarla dolu aşk ve seks hayatının ince ince irdelendiği gösteride bir travestinin topluma bakış açısını seyrediyoruz. Toplumun onlara bakış açısını tahmin eden izleyen düşler aleminde Yafta ve Alara ile Ortadoğu’nun masalsı dünyasından Osmanlı edebiyatına; modern müzik tınılarından günümüz aşk travmalarına ince bir yolculuğa çıkıyor.

Daha önce profesyonel sahne tasarımcısı olan Köroğlu ilk kez yönetmen koltuğuna oturuyor ve başarılı bir iş çıkartıyor. Murat İpek’in Osmanlı saray şairlerinin aşk şiirlerini andıran yorumuna modern tekniklerle katkıda bulunan Köroğlu, bir travestinin yalnız dünyasına, psikolojik olgulardan yola çıkarak eğilmiş. Acılar içinde yatağında ölümü bekleyen bir insanın düşünde yaşadıkları ile hesaplaşmasını iki ayrı bölümde anlatan yönetmen son derece başarılı. Ana-oğul çatışması, aşkın cinsellikten ayrılmadan cesurca işlenmesi operayı günümüz gösterilerinden ayırıyor. Ayrıca abartıya kaçmayan duygular, şiirlerin konulara uygun işlenişi, müziklerin rüya/hayal bölümünde derinlik kazanması tek perdelik gösteriyi daha bir anlamlı kılıyor.

Kadın gibi hissetmek
Kapalı toplumlarda eşcinsel olmak ve bunu yaşamak imkânsız gibi gözükse de operadaki karakter bunu gerçekleştirerek son yolculuğuna çıkmaya hazırlanıyor. Suriye’de yaşanan eşcinsel öykülere Osmanlı dönemindeki eşcinseller de eklenince aslında bu durumun tarihsel bir gerçeklik olduğu da ortaya çıkıyor. Sınıfsal ayrıma maruz kalan bu insanların psikoseksüel bozukluk teşhisiyle hastanelerde raporlara maruz kalmaları, kabahatlar kanunun bağlı olarak sadece sokakta gezinmeleri için zabıtalara para ödemeleri oyunda eleştirilen önemli unsurlar. Ali Cem Köroğlu bu eleştirileri seyircilerin beynine ince ince dokuyor. Harun Ateş’in muhteşem yorumu da bunlara eklenince izleyenlerde derin düşünce sessizlikleri oluşuyor. Bir erkeğin kendisini kadın gibi hissetmesi hem patolojik bir hastalık hem de yaşama suçu ilan ediliyor.

Operada her şeye rağmen aşk olgusu bütün olumsuzlukların üstesinden gelerek yaşama tutunma bağı olarak gösterilmiş. Işığın olağanüstü gücü ile desteklenen sahne yapısı, aşkın anlatımını kolaylaştırmış. Dar-ül Love bugüne dek bizlere anlatılan en aykırı ve en doğru aşk öyküsü. Yalnızlıklar içinde ölüme uzanan travestinin öyküsü aslında hepimizin yalnız dünyasını anlatıyor. Oyunu izlerken ister heteroseksüel olun ister eşcinsel, bütün duyguları tek noktada birleştiren o yüce duyguyu, aşkı hissedeceksiniz.





Nurgül Yeşilçay: ilk sevgilim travesti oldu !

7 11 2009

Nurgül Yeşilçay’dan çarpıcı açıklamalar

ilk

Nurgül Yeşilçay, Instyle dergisine sanat ve özel hayatı ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu

 Erkeklerin zevk aldığı pek çok filmden zevk almadan sinemadan çıkarım. Gişe filmleri Arog, Gora, Recep İvedik, Güneşi Gördüm, bunların hepsi erkek hikayesini anlatan filmler. Benim gibi kadınların, gençlerin izleyeceği bir film yapmak istedim. Ezel Akay’ın yönettiği Yedi Kocalı Hürmüz pek az yapılan kadın filmlerine iyi bir örnek olacak ve çok izleyicinin ilgisini çekecek.

 Yedi Kocalı Hürmüz’e pek çok kişi acaba nasıl yapmışlar diyerek gidecek. Titanik’in de sonunu hepimiz biliyorduk ama gittik ve izledik. Filmim, canlı görüntüleri, dansları, müzikleri ve birbirinden başarılı oyuncularıyla çok sevilecek.

 İlk erkek arkadaşım travesti olmuştu. Ortaokul veya lisede, çok kısa ve sıkıcı adını vermeyeceğim bir ilişkim olmuştu. Yıllar sonra İzmir’de yürürken arkamdan koşup bana yetişen kadının o olduğunu fark etmiştim.

 Erkek çocuğu annesine çok düşkün, çok aşık oluyor. Kimseden duymadığım romantik sözleri oğlum Nejat’tan duyuyorum, aramızda çok özel bir bağ var.

Çocuktan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmuyor. İyi ki de olmuyor. Altını değiştirmek, beslemek, değilmiş asıl olay..

En kötüsü annenizi en iyi anladığınız dönemde onun hayatta olmaması. Fatih Akın’la çalışırken, Almanya’daki çekimlere Nejat’ı bırakıp gittim. Daha 1 yaşını yeni geçmişti. 3. gün ağlama krizine girdim.





‘Aptal sarışın rolü yapıyoruz’

30 10 2009

aptal-sarisin-rolu

Bir reklam filmiyle geri dönen Esra – Ceyda kardeşler, yine gündeme geldiler.

Esra-Ceyda Ersoy kardeşler Show TV’deki ‘Şarkı Söylemek Lazım’ yarışmasıyla şöhret olmuştu. Bir yıldır ekranlardan uzak kalan kardeşler bir reklam filmiyle döndü

SARIŞIN APTAL OLDUĞUMUZU SANANLAR ÇOK YANILACAK
Ersoy “Reklam filmlerinden 30 bin TL, dizilerden bölüm başına 10’ar bin TL talep ediyoruz. Sinema filmi için fiyat belirlemedik. Programlara ise bedava çıkıyoruz” dedi. Ceyda Ersoy ise “Sarışın aptal olduğumuzu sananlar çok yanılacak. İyi kazanıyoruz” dedi.





Uzaylı’ya hapis şoku

25 07 2009

Uzaylı’ya hapis şoku 
 

Bülent Ersoy, Mustafa Topaloğlu’nun “Bülent dünya çapında yıldız olacaktı ama önünü kestiler” sözlerine karşılık açtığı davayı kazandı. Topaloğlu, 3 ay hapis yedi, ceza paraya çevrildi. Uzaylı türkücü Mustafa Topaloğlu’nun Bülent Ersoy hakkında söylediği “Bülent dünya çapında bir yıldız olacaktı ama önünü kestiler” sözleri başına iş açtı. Bu söz üzerine Topaloğlu hakkında Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı’na başvuran Ersoy, 100 bin TL’lik tazminat davası açmıştı. 1,5 yıldır süren davanın dün Kadıköy 3′üncü Sulh Mahkemesi’nde son duruşması görüldü. Duruşmaya Ersoy yerine avukatı Aydın Kurban katıldı. Karar duruşmasında mahkeme basın yoluyla hakaret suçundan Topaloğlu’nun 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Sabıkası olmaması nedeniyle bu ceza bin 790 TL’lik paraya çevrildi. Ersoy “Benim onur ve haysiyetime saldırıda bulundu” diyerek Topaloğlu hakkında bir de 100 bin TL’lik manevi tazminat davası açmıştı. Bu dava ise hala sürüyor.





Kıçımı sallıyorum!

11 07 2009

K.çımı sallıyorum!
 
Yıldız Tilbe, Kanal D’de ekrana gelen Okan Bayülgen’in sunduğu Disco Kralı programına konuk oldu. Programın formatı gereği konuklarına farklı sorular yönelten Bayülgen, “Dans nedir ve siz neye iyi dans diyorsunuz?” diye sordu. Yıldız Tilbe, “Michael Jackson, Beyonce…” yanıtını verdi. Bayülgen’in “Sizin dansınız ileride nasıl kategorize edilecek?” sorusu stüdyoda gülüşmelere neden oldu. Yıldız Tilbe, “Hiçbir şekilde. Benim kategorizem yok” ifadelerini kullandı. Yerinden kalkan Okan Bayülgen, Yıldız Tilbe’nin anlamlandırılamayan hareketlerini taklit ederek, ekranları başındaki izleyicileri bir hayli güldürdü. Programın konuklarından genç şarkıcı Atiye, Tilbe’nin dansının farklılığını vurguladı ve onu motive etti. Yıldız Tilbe ise, “Zaten ben dans ettiğimi hiç iddia etmiyorum. Israrla bana ‘Senin dansının adı ne?’ diye soruyorlar. Ben dans etmiyorum. Müziğe uydurmaya çalışıyorum kendimi” diye konuştu. Yıldız Tilbe, Bayülgen bir melodi dinletip “Burada ne yapıyorsun?” diye sorunca, “Kıçımı sallıyorum” yanıtını verdi ve ayağa kalkıp Fatih Ürek’in bir şarkısı eşliğinde o meşhur dansını yaptı.





Bana siz diye hitap edeceksin

11 07 2009
Kendisine ‘sen’ diye hitap eden 13 yaşındaki Sevil Özkay’a imza vermeyen ve “Bana siz diye hitap edeceksin” diyen Bülent Ersoy ile hayranının annesi Fatoş Kara ve yanında bulunan arkadaşı Yasemin Tüzün, restoranın ortasında kavga etti. Karakolluk olan Ersoy ile karşı taraf, ayrı polis merkezlerine götürülerek ifadeleri alındı.
 




Tatlıses’e 7 yıl hapis istemi

12 06 2009
Tatlıses’e 7 yıl hapis istemi  
İzmir’de çete lideri olmaktan hükümlü olan, bugüne kadar birçok suça karışan Ahmet Tekin Baykal ve ekibine yönelik geçen yıl yapılan ‘Anafor’ operasyonunun ardından, 50’si tutuklu 182 sanık hakkında 6 ile 510 yıl arasında değişen hapis cezaları istemiyle dava açıldı.
 
Davanın sanıkları arasında Ergenekon davasında da yargılanan Sami Hoştan ile ünlü türkücü İbrahim Tatlıses ve Çeşme Belediye Başkanı Faik Tütüncüoğlu da bulunuyor.
Savcılığa başvuran bazı kişiler, Ahmet Tekin Baykal ve adamlarıyla ilgili olarak zorla çek senet tahsilatı, yağma, adam kaldırma ve işyeri kurşunlama olaylarıyla ilgili olarak şikayetçi oldu. Aydın ve İzmir başta olmak üzere Ege Bölgesi’nde karıştığı birçok suçtan dolayı geçmişte yargılanan, çete lideri olmaktan hükümlü Ahmet Tekin Baykal ve adamları, iki yıl önce teknik takibe alındı.

İŞKENCE ODASI BİLE VAR

ANAFOR’DA SUSURLUK KUŞKUSU

ARALARINDA SANATÇI DA VAR
 
Savcı Faruk Çalışkan, aralarında sanatçı, avukat, emekli hakim ve polislerin de bulunduğu sanıklardan en çok ceza 510 yıl ile Ahmet Tekin Baykal için istedi. Çete lideri Ahmet Kekin Baykal’ın ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’, ‘Nitelikli yağma’, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak’ ve ‘İhaleye fesat karıştırmak’ suçlarından cezalandırılması talep etti. Sami Hoştan’ın ‘Suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak’ ve ‘Kumar Oynatmak’tan 66 yıl, İbrahim Tatlıses hakkında ‘Suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte bilerek yardım’ ve ‘Kumar oynatmak’tan 7 yıl, Çeşme Belediye Başkanı CHP’li Faik Tütüncüoğlu’na ‘Suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak’ ve ‘İhaleye fesat karıştırmak’ suçundan 15 yıl hapis cezası istedi. Sanıklar önümüzdeki günlerde İzmir 8′inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim önüne çıkacak.

Soruşturmayı üstlenen, Anafor operasyonu ile bağlantılı toplam dört soruşturma evrakını inceleyip tek dosya haline getiren Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Faruk Çalışkan, 50’si tutuklu 182 sanık hakkında ‘Suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak’, ‘Nitelikli yağma’, ‘Kumar oynatmak’, ‘İhaleye fesat karıştırmak’, ‘Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak” ve ‘Suç işlemek amacıyla kurulan silahlı örgüte bilerek yardım etmek’ suçlarından 6 ile 510 yıl arasında değişen hapis cezaları istemiyle Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açtı.

Savcı Faruk Çalışkan, hazırladığı iddianemenin yanında örgütün çalışma şeklini gösteren, örgüt üyelerinin fotoğraflarını da bulunduğu şemayı da mahkemeye sundu. Çalışkan, iddianamede ögütün lideri konumundaki Ahmet Tekin Baykal’ın bugüne kadar yaptıklarını, Susurluk sanıklarıyla ilişkilerini de anlattı. Sanıkların kendi aralarındaki telefon konuşmalarında “Susurluk kazası olmasaydı 15 gün sonra İbrahim Şahin İzmir Emniyet Müdürü’ydü” sözleri dinlemeye takıldı. 2 Ekim 2006′da işadamı İbrahim Çiftçi’nin İzmir’in Alsancak semtindeki bir kafede el bombasıyla öldürülmesi olayına da değindi. Bu olayda kullanılan el bombalarının, İstanbul Ümraniye’de ele geçirilen ve kamuoyunda Ergenekon adıyla bilinen soruşturmanın başlamasına neden olanlarla aynı seriden olduğunun saptandığı vurgulandı. Çiftçinin cenazesine, Ergenekon sanıklarından Sami Hoştan ile çete lideri Ahmet Tekin Baykal’ın da katıldığına dikkat çekildi.
TATLISES OTELDEN KAÇMIŞ

İddianamede, 2007 yılı kurban bayramında, İbrahim Tatlıses’in Kuşadası’ndaki otelinde Sami Hoştan ve bazı işadamları ile sanatçıların da katıldığı bir kumar günü düzenlediği, Ahmet Tekin Baykal’ın kendisinden izin alınmadığı gerekçesiyle oteli bastığı anlatıldı. Tatlıses’in otelden kaçtığı, Baykal’ın bir daha ilçeye gelmesini yasakladığı, Sami Hoştan’a da 1 milyon dolar ‘ceza’ kestiği, bu parayı taksitlerle aldığı kaydedildi. Ahmet Tekin Baykal ve adamlarının Ege Bölgesi’nde, kendilerinden izinsiz kumar oynatılmasına izin vermediği aktarıldı. Baykal’ın, şarkıcı Özcan Deniz’in Çeşme ilçesindeki bir konser sonrasında vurulması olayına da karıştığı, bunun da şarkıcının, bir gece kulübünde sahneye çıkmak için anlaşıp, parasını almasına rağmen sonradan vazgeçmesi yüzünden, işletme sahiplerinin isteğiyle gerçekleştirildiği ileri sürüldü.

Ahmet Tekin Baykal’ın Kuşadası İlçesi’nde ormanlık alanda bulunan ve kale gibi korunan çiftliğinde arama yapan ekipler, baskın sırasında kaçmak için açılan tüneller, çek ve senetlerini ödemeyenlere işkence yapılan odalar, çok sayıda silah ve çok yüksek miktarda usulsüz şekilde elde edilen TL, döviz ele geçirdi.

EL BOMBASI, TELSİZ, ÇELİK YELEK

Eş zamanlı baskınlar kapsamında, şüphelilerin, gösterdikleri yerlerde yapılan aramalarda, 5′i ruhsatlı 21 tabanca, 11 pompalı tüfek, el bombaları, çelik yelek, telsizler, çok sayıda mermi ve evrak ele geçirildi. Gözaltına alınanlar arasında Ahmet Tekin Baykal ile birlikte emekli albay Y.Y., emekli Emniyet Müdür Yardımcısı H.E., değişik rütbelerde 3 emniyet görevlisi, üç avukat, Danıştay dan ayrılma hakim R.S.U., işadamı H.İ., Beşok davasında yargılanıp beraat eden F.T., İzmir eski Askeri Başsavcısı H.Ç. ve Nuri ve Vedat Ergin’in de avukatığını yapan E.B., bulunduğu dört ayrı operasyonda toplam 182 kişi gözaltına alındı. Çetenin, Yargıtay’daki davalarına etki etmek için emekli albay, askeri savcı ve hakimi kullandıkları ileri sürüldü.

HELİKOPTERLİ BASKIN

O dönem soruşturma yetkileri süren Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Murat Gök’ün talimatıyla, İzmir Emniyeti Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi operasyon için düğmeye bastı. İzmir başta olmak üzere Aydın, Balıkesir, Muğla, Samsun, İstanbul, Ankara, Mersin, Kayseri, Zonguldak ve Antalya’da 100 ev ve 35 işyerine baskın düzenlendi. Polis, Ahmet Tekin Baykal’ın Kuşadası’ndaki çiftliğine, içerisinde özel harekat timlerinin bulunduğu Sikorsky helikopterle baskın yaptı, ancak Baykal çiftlikte yakalanamadı. Polis, Baykal’ı Çeşme İlçesi’nde lüks bir otelde sevgilisi M.K. ile birlikte yakaladı.





Eurovision’da final günü

16 05 2009

Moskova’da bugün yapılacak 54. Eurovision şarkı yarışmasında Türkiye’yi “Düm Tek Tek” adlı parçasıyla temsil edecek Hadise, 18. sırada sahneye çıkacak. Finalde, yarışmaya katılan 25 ülkenin sanatçılarının sahneye çıkma sırası şöyle olacak:

1. Litvanya’dan Sasha Son, 2. İsrail’den Noa ve Mira Awad, 3. Fransa’dan Patricia Kaas, 4. İsveç’ten Malena Ernman, 5. Hırvatistan’dan İgor Cukrov ve Andrea…
6. Portekiz’den Flor-de-lis, 7. İzlanda’dan Yohanna, 8.Yunanistan’dan Sakis Rouvas, 9. Ermenistan’dan İnga ve Anush, 10. ev sahibi Rusya’dan Ukrayna asıllı sanatçı Anastasia Prikhodko, 11. Azerbaycan’dan Aysel ve Arash…
12. Bosna Hersek’den Regina grubu, 13. Moldova’dan Nelly Ciobanu, 14. Malta’dan bu ülke adına yarışmaya 3. kez katılan Chiara, 15. Estonya’dan Urban Symphony, 16. Danimarka’dan Brinck, 17. Almanya’dan Alex Swings Oscar Sings…
18. Türkiye’den Hadise, 19. Arnavutluk’tan 16 yaşında yarışmanın en genç solisti olan Kejsi Tola, 20. Yarışmanın favorileri arasında gösterilen Norveç’ten Alexander Rybak, 21. Ukrayna’dan ekonomik krizi protesto şarkısıyla Svetlana Loboda, 22. Romanya’dan Elena, 23. İngiltere’den Jade Ewen, 24. Finlandiya’dan Waldo’s People grubu, 25. ve son sırada İspanya’dan Soraya sahne alacak.
Puanlama
 
Finalde oylamaların yarısı SMS ile halk oylaması, diğer yarısı ise ülkelerin oluşturduğu jüri oyları ile verilecek. EBU, kazanan ülkeye önümüzdeki Eurovision’u organize edebilmesi için EBU 5 milyon İsviçre Frangı verecek. Öte yandan, EBU’nun Genel Müdürü Björn Ericsson, yaptığı açıklamada önümüzdeki yıl Eurovision’un daha büyük değil, ancak daha kaliteli olacağını söyledi.

 

EUROVİSİON BİRİNCİSİ UZAYDAN AÇIKLANACAK

Moskova’da gerçekleştirilen Eurovision-2009 uluslararası şarkı yarışmasında sona yaklaşılırken Rusya, final gecesi için sürpriz hazırladı. Canlı yayında Uluslararası Uzay Üssü’nde bulunan Rus astronotlara bağlanılacak. Astronotlar uzaydan birinci olan ülke ve sanatçının ismini ilan edecek.
 
Eurovision sunucularından Yuri Aksyuta düzenlediği basın toplantısında, tüm dünyanın çok özel bir gece yaşayacağını ve ilginç sürprizler olacağını söyledi. Aksyuta, “Tüm sürprizleri söylemek istemiyorum. Ancak uzayla konuşacağımızı söyleyebilirim. Eurovision 2008′de birinci olan Rus sanatçı Dima Bilan da gecede olacak.” dedi.





Okan ve Beyaz ile dalgasını geçti!

2 03 2009
Okan ve Beyaz ile dalgasını geçti!  

Şahan Gökbakar’ın kendisini programlarına çağırmayan Okan Bayülgen ve Beyaz’a söyledikleri gündem yaratacak.

CNNTÜRK’te ekrana gelen Cüneyt Özdemir’in sunduğu ‘5N1K’ programına konuk olan Şahan Gökbakar, Beyazıt Öztürk ve Okan Bayülgen’in ortak karar alarak programlarına kendisini davet etmemeleri ile ilgili durumu yorumladı.

Alaycı bir ifade ile konuşan Gökbakar, “Var, bana ambargo var. Yani ben ekmeği bile karne ile alıyorum. Bana ambargo ciddi anlamda var. Arabama benzin koymuyorlar. Hiçbir şekilde kola içemiyorum ve ekmeği karne ile alıyorum. Yani ayda bir et yiyorum ben. Ayda bir, o da yüz gram kıyma. Bana ambargo var. Olsun bu da geçer” dedi.

“Bu da geçer be gülüm” diyen Şahan, kendisine ambargo konduğunu duyduğunu belirttikten sonra, attığı kahkaha ile bu durumu ne kadar tuhaf karşıladığını gösterdi. Beyazıt Öztürk ile arasında olan bir duruma Okan Bayülgen’in neden dahil olduğu imasında bulunan Şahan, “Kızmıyorum. Çünkü ne Beyazıt kalkıp bir şey dedi ne ben bir şey dedim. Bizim hakkımızda yani ikimizi ilgilendiren bir konuydu o, dolayısıyla ikimiz ilgileniyoruz o konuyla. Ama bi ambargo yedim” dedi.





İbo show’da şok olay

23 02 2009

ibotilbeTartışma karşılıklı sözlerle uzayınca yayına bu kez rapçi Ceza’nın program görüntüleri verildi. Bir süre sonra tekrar yayına geçilince ayağa kalkan Tilbe, programı Tatlıses’i alkışlayarak terketti.

İbrahim Tatlıses: “Seni pezevenklerin elinden kurtardım” Yıldız Tilbe: “Beni kimse pezevenklerden kurtarmadı”

 

İBRAHİM Tatlıses, programına konuk ettiği Yıldız Tilbe’ye “Seni pezevenklerin elinden kurtardım” deyince iki şarkıcı canıl yayında birbirine girdi. ATV’de canlı yayınlanan İbo Şov’daki büyük kavga, Yıldız Tilbe’nin “Kandıramazsın Beni” adlı şarkısını söylerken Tatlıses’in şarkıyı yarıda kesmek istemesiyle başladı. Buna rağmen Tilbe şarkısını tamamladı. Ardından reklamlar yayına girdi. Reklamların ardından Tatlıses, konuğu Yıldız Tilbe’nin kendisine saygısızlık yaptığını söyledi. Tilbe’nin geçmişte dayak yediğini ve kendisinden yardım istediğini iddia eden Tatlıses “Seni pezevenklerin elinden kurtardım” deyince Tilbe dayanadı ve, “Beni kimse pezevenklerden filan kurtarmadı. Ayrıca sizden yardım istediysem bunu niye burada söylüyorsunuz, çok ayıp ediyorsunuz” dedi.

 

Tilbe, alkışlayıp gitti

Tartışma karşılıklı sözlerle uzayınca yayına bu kez rapçi Ceza’nın program görüntüleri verildi. Bir süre sonra tekrar yayına geçilince ayağa kalkan Tilbe, programı Tatlıses’i alkışlayarak terketti. Stüdyodaki bazı izleyiciler de programdan ayrıldı. Tilbe’nin ayrılmasını kabullenemeyen Tatlıses, “Ne zaman yayına çıksa, ’şunu yapmam, bunu söylemem’diyor. Lanet olsun kardeşim. Gelmezsen gelme. Şarkını da istemiyorum seni de” dedi.