Devlet namusunu temizledi

17 09 2009

Yurtdışında gizlendiği sanılan Cem Garipoğlu, İstanbul Bahçelievler’den dün saat 00.45′te İstanbul Emniyeti’ne getirildi. Garipoğlu’nun yakalandığı haberi gece 03.00′da İstanbul Valisi Güler, Emniyet Genel Müdürü Köksal ve İstanbul Emniyet Müdürü Çapkın tarafından açıklandı.

sureyya

KIZIMIZIN KATİLİNİ ARAR GİBİ ARADIK
Geçen hafta Cem Garipoğlu’nu bir hafta içinde yakalayacaklarını ve mali kaynaklarını kestiklerini açıklayan Hüseyin Çapkın, “Kendi çocuğumuzun katilini arar gibi aradık ve bulduk” dedi. Çapkın, gazetecilerin “Cem yurtdışından mı getirildi?” sorularını ise gülümseyerek cevapsız bıraktı.

DEVLET VERDİĞİ SÖZÜ TUTTU
Karabulut’un yakınları Cem’in yakalandığı haberi üzerine Emniyet Müdürlüğü’ne akın etti. Baba Süreyya Karabulut, “Haberi duyunca heyecandan bayılacaktım. Devlet sözünü tuttu, namusunu temizledi. Türk adaletine güveniyorum” diye konuştu

http://www.mehmeterdogan.com/2009/09/devlet-namusunu-temizledi/





Ankara’da sel uyarısı!

10 09 2009

Sağanak yağış İç Anadolu’da da etkili olacak

saganakankara

Ankara, Çankırı, Karabük ve Bartın’ın bazı ilçelerinde gök gürültülü sağanak bekleniyor.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğünden yapılan meteorolojik uyarıda, Ankara’nın Kızılcahamam, Çankırı’nın Çerkeş, Atkaracalar, Eskipazar, Ovacık ve Bayramören ilçeleriyle Karabük ve Bartın il merkezi ve bağlı ilçelerinde saat 21.00′e kadar sürecek gök gürültülü sağanak beklendiği bildirildi.

Uyarıda, vatandaşların ani sel ve su baskınlarına karşı dikkatli olmaları istendi.





Travesti Sisi tekrar devrede

2 09 2009

sisi

28 Şubat’ın derin ismi SİSİ, Ergenekon sürecinde “mecburen” yeniden devrede.

Ergenekon soruşturmasının 7’nci dalgasında gözaltına alınan “Sisi” lakaplı Seyhan Soylu’nun “Ergenekon Show” adlı program hazırladığı ve 1 Temmuz’da Kanal T’de başlayacak programına tutuklu bulunan Ergenekon sanıklarını konuk etmek için savcılardan izin istediği öğrenildi.

 

İLK KONUĞU SABİH KANADOĞLU
Ergenekon kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan ‘Sisi’ lakaplı travesti Seyhan Soylu, Genel Yayın Yönetmenliği’ni yaptığı Kanal T’de, Ergenekon davasını masaya yatıracağı program için, Ergenekon sanıklarının cezaevinden programa konuk olmaları için savcılardan izin istedi. Dün Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gelen Sisi, adli emanetten eşyalarını almak için müracatta bulundu.

SAVCILARDAN İZİN İSTEDİ

Soylu, eşyalarını almak için gerekli onayı aldıktan sonra Ergenekon savcılarına yeni programından söz etti. 1 Temmuz’da Kanal T’de başlayacak olan ‘Ergenekon Show’ adlı program çerçevesinde tutuklu bulunan Ergenekon sanıklarını da programda konuk almak isteyen Soylu, savcılardan izin talep etti. Konuyla ilgili bir dilekçe sunan Soylu, savcılardan gerekli izni aldıktan sonra ilgili dilekçesini Silivri Ceza İnfaz Kurumu yönetimine sunacak.
PROGRAMI GÜNEY YÖNETECEK
Gazeteci-yazar Abdullah Özdoğan, spiker Gülgün Feyman programı yönetecek, Tuncay Güney’in de Kanada’dan katılması planlanıyor. İstanbul’un yanı sıra Kanada’dan da yapılacak olan programın ilk konuğu ise Yargıtay Onursal Başsavcısı Sabih Kanadoğlu olacak.

Konuk olması istenen sanıklar arasında Veli Küçük ve Ümit Oğuztan da bulunuyor.





Azerbeycan’da garip travesti düğünü

2 09 2009

Azerbaycan’da yapılan bir tarvesti düğünün görüntüleri internete düştü.

travestidugun

Komşumuz Azerbaycan’da bir otelde yapılan travesti düğünündeki ilginç tipler görenlerin aızını açıkta bıraktı.

Azerbaycan yasalarının tam olarak böyle bir evliliğe müsade edip etmediğini bilmiyoruz ama iki travesti bu otelde birbiriyle evlendi.

Düğün için otele gelen travestilerin arkadaşları kadınlar gibi süslenip en gözde elbiselerini giydiler. Ramazan olmasına rağmen düğünde su gibi alkol alan travestiler gece boyunca dans edip eğlendi.

Evlenenlerin yakınlarının bulunmadığı düğünde salonda tek erkekler  yemek servisi yapan garsonlardı.

trv





Ben kızılbaşmıyım ( skandal )

27 08 2009

Star TV’de yeni sezonu bugün açan İzdivaç programı bir canlı yayın skandalına sahne oldu. Programı sunmaya yeni başlayan oyuncu Zuhal Topal, 82 yaşındaki damat adayıyla ilginç bir diyaloğa girince olanlar oldu.

Zuhal Topal’ın 42 yaşındaki gelin adayını kabul etmeyen 82 yaşındaki Rahmi Bey’e “Sen 42 yaşındaki bir bayana nasıl hayır diyorsun?” diye sorması skandalın fitilini ateşledi. Rahmi Bey,  “Kızım ben Kızılbaş mıyım?” şeklinde cevap verince stüdyo bir anda buz kesti. Canlı yayın tecrübesi olmayan Zuhal Topal bir süre olayı kavrayamayarak susup kalınca, reji reklama gitmek zorunda kaldı.

Reklam arasında Zuhal Topal’a durum anlatılmış olacak ki Topal, “Canlı yayın bu, istemeden insanlar ağzından bazı şeyler kaçırabiliyor. Onun yaşlılığına ve heyecanına verelim. Onun adına özür diliyorum. Kendisi de özür diliyor. Seyircilerimiz haklarını helal etsinler… Böyle bir hata oldu. Rahmi Bey de çok üzüldü. Haklarınızı helal edin diyorum ve özür diliyoruz” açıklamasını yaptı. Star TV ise hemen şu şekilde alt yazı geçmeye başladı: “Konuğumuzun ağzından çıkan yanlış sözden dolayı seyircilerimizden özür diliyoruz”!..





İşte Cemil İpekçi’nin nişanlısı

15 08 2009

cemil

2 yıl önce “Muhafazakar eşcinselim” açıklamasıyla olay yaratan modacı Cemil İpekçi yeni sevgilisi Sivaslı Ender Polat ile Bodrum – Türkbükü’nde el ele poz verdi.

Posta gazetesinin haberine göre, 3 ay önce tanıştıklarını söyleyen Cemil İpekçi “Ben özgür ve samimi bir insanım. Yalanım yok. Dürüst olduğum için her şeyim ortada. Ender’e de dürüst olmasını söyledim. O da beni dinledi. İşte korkmadan poz veriyoruz” dedi.





Eski milletvekili 24 kıza tecavüz etmiş

14 08 2009

Çin’in Hınan eyaletinde eski bir milletvekili, 18 yaşın altındaki 24 kıza tecavüz ettiği gerekçesiyle idam edildi.

China Daily gazetesinin haberine göre, 62 yaşındaki Vu Tienşi, 2 yıldan az bir sürede yaşları 12 ile 16 arasında 24 kız çocuğuna tecavüzden ölüm cezasına çarptırıldı.

1988 yılında Ulusal Halk Kongresi delegeliği yapan Vu’nun cezası, dün öğleden sonra Hınan Eyalet Mahkemesi tarafından infaz edildi.

İddiaya göre, Vu yakalanmasaydı, uzun ve sağlıklı yaşayacağına ve iyi bir geleceğe sahip olacağına inandığı için, 100 bakireyle ilişkiye girecekti.

Vu, idamından önce, mahkeme huzurunda ailesini uyararak, kendi hayatından ders almalarını ve yasalara uymalarını istedi.

AA





Gündüz milletvekili, gece travesti Bakan!

5 08 2009

travesti

Gündüz milletvekili, gece travesti Bakan!

Bu kişi bir ülkenin milletvekili. iki odalı dairesinde, gündüzleri bir milletvekili olarak erkek, akşamları da kadın olarak…
İsveç’te bir televizyon kanalına özel röportaj veren Merkez Partili Fredrick Federley izleyenleri şaşırttı. Fredrick Federley, iki odalı dairesinde, gündüzleri bir milletvekili olarak erkek, akşamları da kadın olarak yaşadığını anlattı.
İsveç’in TV4 televizyon kanalına verdiği röportaj sırasında nasıl kadın kılığına girdiğini gösteren ve röportajı gerçekleştiren muhabirle kadın olarak gece hayatına çıkan Fredrick Federley, “Ülkemizde eşcinseller karşı ön yargılı insan çok. Ben de akşamları kadın kılığına girerek, gece hayatının içine giriyor ve eşcinsellere karşı ön yargıları bizzat yaşıyorum. Gay olmam, partideki bazı arkadaşları rahatsız ediyor. Ama her kesin bir yaşam tarzı var” dedi.
Fredrick Federley, eşcinsellerin evlenmesine de destek verdiğini söyledi. Fredrick Federley ilk kez TV’de açık bir şekilde nasıl kadın kılığına girerek halkın arasına karıştığını gösterince izleyiciler arasında büyük şaşkınlık yarattı.





“Türkiye’nin kontrolünde 40 nükleer bomba var”

30 07 2009
“Türkiye’nin kontrolünde 40 nükleer bomba var”  
NATO, Türkiye’de bulunduğu iddia edilen nükleer silahları sahiplenmedi. Öte yandan Amerikan Bilim Adamları Federasyonu ve İtalyan Silahsızlanma Bilim Adamları Birliği başta olmak üzere çeşitli kaynaklarca, 2009 yılı itibariyle Türkiye’de İncirlik üssünde 90 nükleer bombanın bulunduğu iddia edilirken, bunların 50’sinin ABD ve 40′ının evsahibi ülke (Türkiye) kontrolünde olduğu ileri sürülüyor.

Appathurai, NATO bünyesinde faaliyet gösteren Nükleer Planlama Grubu’nun “NATO müttefiklerinin bulundurduğu nükleer silahların güvenlik standartlarının belirlenmesine, diğer uzmanlık alanlarına ve finansmanına katkı sağlayarak bunların korunmasını güvence altına aldığını” belirtti.  NATO’nun bunun dışında nükleer silahlarla ilgili bir sorumluluğu olmadığını anlatan Appathurai, “Nükleer silahlar üye devletlerin kendilerine ait.  Bundan anlayacağınız (NATO üyelerindeki nükleer silahlar) Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın kapsamına giriyor. Bu nedenle bunlar nükleer silaha sahip olduğunu deklare etmiş ülkelere ait” diye konuştu.  ABD nükleer silahlarına evsahipliği yaptığı iddia edilen NATO üyeleri Türkiye, Belçika, Hollanda, Almanya ve İtalya, 1968 yılında Birleşmiş Milletler genel kurulunda görüşülerek imzaya açılan ve 1970 yılında yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nın kısa sürede parçası olmuştu.  Türkiye, 1 Ocak 1967 tarihinden önce nükleer silah ve patlayıcıya sahip olan ABD, Rusya, Fransa, İngiltere ve Çin’in “nükleer silah sahibi ülkeler” olarak kabul edildiği söz konusu anlaşmayı 28 Ocak 1969 tarihinde imzalamış ve 28 Kasım 1979 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı ile onaylayarak taraf ülke haline gelmişti.
Anlaşma uyarınca nükleer silah sahibi taraf ülkeler, nükleer silah sahibi olmayan ülkelere nükleer silah veya diğer nükleer patlayıcıları temin etmeleri ve yapmaları için yardımda bulunmamayı taahhüt ederken nükleer silah sahibi olmayan taraf ülkelerin bu silah ve patlayıcıları temin ya da imal etmemeleri gerekiyor.

TÜRKİYE’DE “TAKTİK NÜKLEER SİLAH” İDDİASI
Amerikan Bilim Adamları Federasyonu ve İtalyan Silahsızlanma Bilim Adamları Birliği başta olmak üzere çeşitli kaynaklarca, 2009 yılı itibariyle Türkiye’de İncirlik üssünde 90 nükleer bombanın bulunduğunu iddia edilirken, bunların 50’sinin ABD ve 40′ının evsahibi ülke (Türkiye) kontrolünde olduğu ileri sürülüyor.
Uluslararası kaynaklara göre Türkiye’de daha önce Balıkesir ve Akıncı üslerinde tutulan nükleer silahlar ise 1996 yılında geri çekildi.  Bilim adamlarının Avrupa’daki Amerikan nükleer silahlarıyla ilgili hazırladıkları raporlarda, ABD’nin Türkiye’daki 90 “taktik nükleer silah” dışında Belçika’nın Kleine Brogel, Hollanda’nın Volkel ve Almanya’nın Büchel hava üslerinde 20′şer ve İtalya’nın Aviano hava üssünde 50 nükleer silah bulundurduğu iddia ediliyor. Yunanistan’ın Araksos üssündeki nükleer silahların ise 2001 yılında ABD tarafından tamamen geri çekildiği belirtiliyor. Bu durumda ABD’nin Avrupa’daki toplam 200 nükleer bombasının yarısına yakınına Türkiye evsahipliği yapıyor.
Nükleer silahlarla ilgili uluslararası raporlarda, ABD’nin 2005-2008 yılları arasında Almanya’dan 130, İngiltere’den 110 ve İtalya’dan 40 nükleer silahı geri çekerken Türkiye, Belçika ve Hollanda’daki nükleer cephanenin sabit kaldığı ileri sürülüyor.

 
NATO, Soğuk Savaş döneminde Sovyet tehdidine karşı Türkiye, Belçika, Hollanda, Almanya ve İtalya’ya yerleştirildiği iddia edilen nükleer silahları sahiplenmedi.

NATO Sözcüsü James Appathurai, düzenlediği basın toplantısında, Belçika Senatosunun Avrupa’daki nükleer silahları tartıştığının hatırlatılması üzerine “NATO’nun hiçbir nükleer silahı yok. Nükleer silahlar üye ülkelere ait. NATO komutasında hiçbir (nükleer) silah yok” dedi.

BELÇİKA’DA NÜKLEER SİLAH TARTIŞMASI
Belçika’da nükleer silahların yasaklanmasını öngören bir yasa tasarısının Senatoya getirilmesi, siyasi arenada hararetli tartışmalara neden oluyor.  Sosyalist üye Philippe Mahoux tarafından Senatoya sunulan yasa tasarısında, ülkede bulunan ABD nükleer bombalarının yasaklanması isteniyor.  Belçikalı senatör Mahoux, “nükleer silahlardan arındırılma ile NATO’ya sadakat konularının tezat oluşturmadığını” savunurken, sunduğu yasa tasarısının NATO ve ABD’de yol açtığı rahatsızlığın bilincinde olduğunu, bu tasarının kolaylıkla onaylanacağına inanacak kadar “saf olmadığını” belirtiyor.  Belçika’daki tartışmalarda, nükleer silah stoklarından vazgeçilmesi iradesinin NATO anlaşmaları ve yükümlülükleri çerçevesinde mümkün olmadığını, “dayanışma” gerektiğini, “Avrupa’nın nükleer silahsız savunulamayacağını”, sunulan yasa tasarının “iyi bir fikir” olarak görülmediğini söyleyenler arasında, Liberal Senato Başkanı Armand De Decker de bulunuyor.  De Decker, “Pakistan’da iktidarın ve dolayısıyla nükleer silahların Taliban’ın eline geçmesi halinde, Avrupa’da konuşlandırılan nükleer silahların caydırıcı olacağı” örneğini veriyor.
Yasa tasarısına muhalifler, Belçika’nın dünyanın en önde gelen silah üreticileri ve ihracatçıları arasında yer aldığını, NATO’nun Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı (SHAPE) ve Genel Merkezinin Belçika’da bulunduğunu da hatırlatıyor.

NATO’YA GÖRE “NÜKLEER CAYDIRICILIK” POLİTİKASI DEĞİŞMEDİ
NATO Sözcüsü James Appathurai, NATO’nun nükleer caydırıcılık politikasının değişmediğini vurgulayarak, “Buna göre NATO üyelerinin güvenliğinin sağlanması ve caydırıcılık için konvansiyonel silahlar yanında asgari düzeyde nükleer kapasite bulundurulması zorunlu” dedi.
Appathurai, NATO’nun yeni stratejik belgesi hazırlanırken nükleer politikasını gözden geçirebileceğini fakat “bugüne dek hiçbir üye ülkeden (nükleer politikada) hiçbir değişiklik talebinin gelmediğini” ifade etti.




Uzaylı’ya hapis şoku

25 07 2009

Uzaylı’ya hapis şoku 
 

Bülent Ersoy, Mustafa Topaloğlu’nun “Bülent dünya çapında yıldız olacaktı ama önünü kestiler” sözlerine karşılık açtığı davayı kazandı. Topaloğlu, 3 ay hapis yedi, ceza paraya çevrildi. Uzaylı türkücü Mustafa Topaloğlu’nun Bülent Ersoy hakkında söylediği “Bülent dünya çapında bir yıldız olacaktı ama önünü kestiler” sözleri başına iş açtı. Bu söz üzerine Topaloğlu hakkında Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı’na başvuran Ersoy, 100 bin TL’lik tazminat davası açmıştı. 1,5 yıldır süren davanın dün Kadıköy 3′üncü Sulh Mahkemesi’nde son duruşması görüldü. Duruşmaya Ersoy yerine avukatı Aydın Kurban katıldı. Karar duruşmasında mahkeme basın yoluyla hakaret suçundan Topaloğlu’nun 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Sabıkası olmaması nedeniyle bu ceza bin 790 TL’lik paraya çevrildi. Ersoy “Benim onur ve haysiyetime saldırıda bulundu” diyerek Topaloğlu hakkında bir de 100 bin TL’lik manevi tazminat davası açmıştı. Bu dava ise hala sürüyor.